Winter Has Come ( Kış Geldi ) !

8 Ağustos 2020by Murat KARTALKAYA0
” DEDE, YEDİĞİNİ ÖDE “

İki yıl kadar önce ” Winter is coming ” diye bir yazı yazmış ve tek adam rejiminin ülkeyi felakete sürüklediğini , iktidarın demogojiyi bırakıp ekonomik gereklere geri dönmesini yazmıştım. Bayram öncesi gelen kışı tekrar gündeme getirmek için bu yazıyı yazdım. Yazının başlığı ” Winter is Coming – Vol 2 ” olacaktı. Bayram öncesi hadi morallerimizi bozmayalım diye yazmayı öteledim. Bugün , yarın derken bu güne geldim. Artık ne yazık ki kış gelmişti, yediklerimizi ödeme zamanıydı. “Kış geliyor” diye başlık atmanın anlamı yoktu. Yazıyı paylaşıyorum.

2020 Dördüncü çeyrek ve sonrası bizi bekleyenler !?

2020 nin ilk üç çeyreğini bir şekilde atlattık. Altı ay ötelemeli banka kredileri, az da olsa ufak devlet yardımları, vergi, sgk borçları ötelemeleri biraz nefes aldırdı sanıyorum. Herkesin kenarda üç beş kuruşu vardı, tükettik. Tüm vatandaşların kredi kart limitleri doldu.

Eylül ile birlikte dünya normal hayatına dönse, eski ticaret hacmi başlasa, tüketim ve üretim canlansa umutlanabilirdik. Oysa görünen pandeminin ikinci dalga ile dünyayı kasıp kavuracağı, dünyanın ekonomik küçülmesinin devam edeceği yönünde. Bu durum Türkiye gibi kırılgan bir ekonomiyi oldukça derinden etkileyecektir.

  • Esnafa, iş adamına hatta emekliye sağlanan altı ay ötelemeli banka kredisi taksitlerinin ödemeleri ekim, kasım gibi başlıyor. Altı ay zaman kazandılar belki ama artık daha yüksek borçlular. Üstelik gelirlerinde herhangi bir artış da olmadı. Aynı şekilde Vergi, SGK v.s ödeme ötelemeleri de aynı tarihlerde bitiyor. Türkiye için “ Dede, yediğini öde” dönemi başlıyor. Altı ay boyunca bizim vatandaşımız kasım ayını düşünerek kenara para atmış mıdır sizce ? Ben hiç zannetmiyorum.
  • Döviz artışı vatandaşı oldukça olumsuz etkileyecek. Fiyatlar üzerinde artış yaparak enflasyonu azdıracak. Vatandaş için her ay maliyet yükselecek. Böyle giderse Usd/Try kurunun 7.90 ve Euro/Try kurunun 9.30 olması çok şaşırtıcı olmayacaktır.
  • Önümüz kış ve okullar açılıyor. Doğal olarak vatandaşın eğitim ve ısınma giderlerinde artış olacaktı, döviz artışı katmerleyecek bu artışları. Vatandaş mecburen çocuğunu okula gönderecek, eğitim masraflarını karşılayacak, mecburen ısınmak için kömür, elektrik, doğal gaz yakacak. Gelirinde artış değil azalış olacak vatandaş ne yapacak. İş bulmak, gerekirse iki işte çalışmak isteyecek. Ama ikiyi bırakın iş bulabilecek mi !? Görünen o ki pandemi yeniden hortlayacak. Ticaret çarkının 2019 öncesine dönmesi ciddi zaman alacak.

Dördüncü çeyrek ile beraber en büyük ithalat girdimiz ısınma kaynaklı enerji ihtiyacımız artacak. İthal doğalgaz, kömür ve elektrik. Türkiye nin toplam elektrik tüketimin %25 i ithalata dayanıyor. Kendi ürettiğimiz elektriğin de %22 sini de ithal kömürden sağlıyoruz.

  • Azerbaycan, İran, Katar, Cezayir  ve Rusya doğal gaz aldığımız beş ülke. Doğal gaz ithalatının Türkiye’ye bin m3 maliyeti 250 usd civarında.
  • 2019 başında dolar 5.00 TL, 2020 başında 6.00 Tl, bugünü 7.00 Tl desek. 2019 da bin m3 doğalgazı 1.250 Tl ye, 2020 başında 1500 Tl ye, bugün 1.750 Tl ye alıyoruz. Böyle devam ederse 2.000 Tl ye alabiliriz.
  • Sadece doğal gaz değil tabi, petrol ürünlerini de katmak gerekiyor. Petrol ve doğal gaz ithalatımız toplam ithalatımız içindeki en önemli ikinci kalem. İthal ettiğimiz bu ürün, poşetten sabuna deterjandan ısı ihtiyacına kadar pek çok sektörün ham maddesi. Yani “Bu sene almayalım da onlar düşünsün” diyemeyiz.
  • Türkiye nin 2019 ithalat kaleminin ilk beşini altın, petrol ve doğal gaz, taş kömürü, dökme demir ve taşıtlar oluşturuyor. Beş kalem 38 milyar dolar tutuyor. İlk beş kalemin yan ürünleriyle beraber 80 milyar usd yi buluyor. Toplam ithalatın % 40 demek bu. 2019 yılı başında bu beş kalemin bize maliyeti 190 milyar TL iken doları 7.00 dan ele alırsak 266 milyar Tl olur. Böyle giderse 300 milyar TL yi bulacak. Fark 110 milyar TL.
  • 2019 yılında en çok ihracat yaptığımız ilk on ülke ; Almanya, İngiltere, İtalya, Irak, ABD, İspanya, Fransa, Hollanda. AB ve ABD ye yaptığımız ihracat, toplam ihracatımızın % 50 civarını oluşturuyor. ABD, 2020 yılının ikinci çeyreğinde %32 küçüldü. AB ise %12 küçüldü. 2020 nin tamamında AB nin %9 civarı, ABD için ise %13 civarı küçülmesi bekleniyor. “Onlar küçülürse dünya ve Türkiye’de küçülecek” demek için kahin olmaya gerek yok sanıyorum. Dolayısıyla dünyada hızlı bir işlem hacmimiz olmayacak.
  • Türkiye olarak, artan maliyetlerden ve işsizlikten dolayı iç talep olmayacak; Küçülen ABD ve AB den dolayı dış talepte olmayacak gibi görünüyor.
  • Burada Türkiye Cumhuriyeti devleti devreye girmek isteyecektir. Peki girebilir mi ?! Nasıl bir ekonomik politikadır, bilenmeyen bir inat ile usd/try kurunu 6.00 nın altında tutacaklar diye Merkez bankasının hatta kamu bankalarının döviz stoklarını tükettiler. Hem pandemi yüzünden piyasayı rahatlatmak için hem de dövizi tutmak için TL bastılar. Ortalama para hacmi ikiye katlandı neredeyse.
  • Türkiye’nin brüt dış borcu 31 mart 2020 tarihine göre 431 milyar dolar. Milli gelire oranı % 57 oldu. 2001 krizinde bu oran %56.5 du. Her kazandığımız 100 doların 57 doları dış borç yani.
  • Diğer yandan 31 mart tarihinde dış borcumuz 2.7 trilyon TL iken 31 temmuz itibariyle 3.0 trilyon Tl oldu. Böyle devam edersek yıl sonu 3.2 trilyon TL olacak. 12 ayda 500 milyar TL artıyor borcumuz. Sadece kur artışından dolayı. Nasıl ödenecek arkadaş bu borç.!?
  • Merkez Bankası net döviz rezervi (altın+döviz) swaplar hariç Temmuz 2020 sonu itibariyle 9.5 milyar usd ekside. Kasamızdaki parayı yemişiz, yetmemiş emanet edilen paradan da yemişiz.
  • Demek ki borcumuzu karşılayacak dövizimiz atta gitmiş. Olmayan şey değerlenir. Bu ya dövizin artması ya da dövizi tutmak için faizi ciddi yükseltmek demek. Her ikisi de enflasyonist artış demek. Ben her ikisinin birden artması bekliyorum. Çünkü dövizi düşürmek için ülkeye yabancı yatırımcı girmesi gerek. Dünyanın en yüksek faizlerinden birini veriyoruz ona rağmen gelmiyor. Gerçi enflasyonu düşünce faizimiz ekside Türkiye’de.
  • Merkez bankasından pek hayır gelmeyecek gibi duruyor. Hazine bir şeyler yapar mı!? Şimdiye kadar hiç olmazsa iç borcu azaltsaydı, yıl sonu daha çok borçlanıp vatandaşına daha çok destek sağlardı. Ocak- Nisan 2020 arası iç boş çevirme ortalama oranı %160 oldu. Şöyle anlatayım. Her ay 100 lira borç ödemen var ama, senin gelirin 100 TL , giderin ise 160 TL. Mecburen her ay 60 TL daha borçlanıyorsun. Mayıs da iç çevirme oranı ise %380 oldu. Hazine daha ne kadar yüksek borçlanabilir ki !? 2019 yıl sonu ortalaması %130 civarıydı.
  • Hazinenin gelir kaynağı var tabi ki.. Vergiler. Devletin 2019 vergi gelirleri toplamı 673 milyar TL idi. 2020 hedefi ise 112 milyar TL artış ile 785 milyar TL idi. İmkansız bence ama hadi bu artışı gerçekleştirdi diyelim. Kasasına geçen seneye göre 112 milyar TL fazla soktu. Dış borcumuz 31 mart- 30 haziran arasındaki kur artışından dolayı 300 milyar TL arttı. Buradan da olumlu bir haber çıkmıyor üzgünüm.

Kısaca kazağı, botu, paltoyu giymediyseniz yandınız. Çünkü “ KIŞ GELDİ ( WINTER HAS COME ) “

Sosyal Medyada Paylaşın!

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!