TÜRKİYE’NİN SAĞLIK SİSTEMİ !

Sağlık sistemi derken tamamını bildiğimi iddia etmiyorum tabi. Kendi  yaşadığım örneklerden çıkarımlarımı paylaşacağım.

AKP iktidarının güzel başlayıp berbat ettiği işlerden biri daha gibi duruyor. Hastanede randevu sistemi, ihtiyaçlı olanlara ücretsiz sağlık hizmeti, aile hekimliği, hele özel hastanelerde küçük bir fark verip tedavi olma kolaylığı harika gelişmelerdi. Ben çok takdir etmiştim. O zamanlar bir doktor ağabeyim karşı çıkmıştı benim beğenime. Kendisinin daha önce  özel polikliği vardı. “Bu sistem bir müddet sonra hastane ağaları yaratacak ama sağlık sistemini çökertecek” demişti. Günümüze geldiğimizde yaşadıklarımızdan haklı çıkacağını söylemek çok absürt olmayacaktır. Size iki örnek anlatacağım. Birincisi ;

Omuzumda aylardır dinmeyen bir ağrı var. Kolumu kaldıramıyorum. Bazen dişimi fırçalamak bile çok ağrı yapıyor.  Dedim devlet hizmetinden yararlanayım, randevu alayım.  Covid aşısı sebebiyle MHRS sistemini de hazır öğrenmiştim. Tam iki ay İzmir şehir içindeki tüm hastanelerinden randevu almaya çalıştım. Hemen hemen her gün denedim. İmkan yok.  Fark verip özel hastaneye gitsem. Yüzüme bakar bakmaz biliyorum ki, MR, röntgen, kan tahlili v.s isteyecekler. 1.000 lira verip çıkacağım. İnatla randevu aramaya devam ettim. En sonunda bir hastanenin semt polikliniğinde randevu yakaladım. Bir hafta sonraya randevu aldım.  Dar gelirli bir semtteki bir poliklinik.  Günüm gelince gittim. Temiz, sakin bir poliklinik.  Girişimi yaptırdım. Tam saatinde doktorun yanına girdim. İçimden “özel hastanelerde bu konfor yok vallahi” dedim. Doktorun yanına girdim. Doktor bey  tam   annemin “Hiç ağız görmedin de pazara da mı gitmedin” türünde biri çıktı.  “Otur” emrini verdi, sandalyenin köşesine yerleştim. Adamın yapısı kaba belli. Diploma meslek verir, ünvan verir ama adamlık vermezin tipik örneği.  Diğer devlet doktorlarını ayrı tutarım. İki defa devlet hastanesi acile gittim çeşitli sebeplerle, doktorların ilgisi gayet yerindeydi. Biz ortopedi doktorumuza geri dönelim. Doktor bey benim rahatsızlığımı dinleyip yerinden hiç kalkmadan gözleriyle muayene ettikten sonra  röntgen istedi. Hemen alt kata indim, 10 dakika bekleyip son derece nezih bir teknisyen veya hemşire tarafından röntgenimi çektirdim. “ Doktorunuzun yanına çıkın” dedi. Hemen mi diye şaşırdım. Hemen . Doktorun yanına çıktım, içerdeki hasta çıkar çıkmaz yanına girdim. Röntgene bakıp “yırtık olabilir MR çekelim” dedi. “Polikliniğin bağlı olduğu hastaneye git, sana bir barkod verecekler. Röntgen için randevu al. Sonra 10 gün bekle. Yine bana randevu al, gel” dedi. Randevu almak büyük sorun dedim. ”O da senin sorunun” dedi. Bari bir ilaç yazabilir misiniz, çok ağrım var dedim. Sağ olsun yazdı ve hiç beklemiyordum ama verdiği ilaç iyi geldi; iki gün sonra ağrılarım ciddi azaldı. Poliklinikten çıktım hastaneye gittim. Kendi arabam olmasa İzmir sıcağında  otobüs veya minibüs ile gidecektim. Araba ile on dakika, toplu taşıma ile  bir buçuk saat.  Öğle paydosundan önceye imkansız yetişemezdim.

Hastaneye gittim. Bir vezne var. İsmimi söyledim. Hemen bir barkod ve bir telefon numarası verdiler. Telefonu arayıp MR için randevu alacakmışım. Yandık dedim. Bu telefon hayatta düşmez. Eve gelip telefon ettim. Tınk diye düştü, şaşırdım. Durumu anlatıp randevu istedim. İlk iki gün yoktu, üçüncü gün gece yarısı 02.45 dedi, üçüncü gün 00.20 ye randevu aldım.  MR çekileceğim hastane, bu hastane ile alakası olmayan çok ayrı semtteki bir hastane. Arabası olmayan biri bu kadar hastane arasında ve gecenin bir yarısı nasıl halledecek bu işleri diye düşünmeden edemedim.  Günü gelince MR çektirmeye gittim. Yine çok beklemeden yine nazik bir teknisyen tarafından MR çekildi. “Sekiz gün sonra rapor çıkar, doktorunuzdan randevu alın” dedi.  MR raporunun çıkacağı onuncu günden itibaren doktoruma randevu almaya çalıştım imkan yok. Üç gün sonra raporum hazır olacak ancak, doktorumun bu günden sonraki 15 günü de dolu.  Ben de iki gündür başka bir randevu arıyorum. Nihayet çok alakasız bir hastanede bir ortopedi doktoru bulup 8 gün sonraya randevu aldım.  Hani diyorlar ya “Hastaneni, doktorunu kendin seç” diye. O biraz zor be arkadaşım.  Sonuç olarak üç aydır süren  omuzumdaki ağrı ile savaşımın sonucu halen belli değil. Yeni doktor benim raporumu görebilecek mi , yoksa boşuna mı gidiyorum, hiçbir fikrim yok. Ama azimliyim, sonucu alacağım. Ameliyat derlerse kolum düşmeden bir randevu alabilir miyim !? Onu da bilmiyorum. Geçen ay, yani Haziran başı teyzemi mamografi için üniversite hastanesine götürdüm. Kasım ayına randevu verdiler. Benim durumum yine olağanüstü.

Gelelim ikinci örneğime. Tansiyon sorunu için Özel bir hastaneye randevu aldım. Eskiden özel hastaneye 10 bilemedin 15 TL  SSG farkı veriyordun. MR, röntgen, tahlil filan en fazla 150 TL ye çıkıyordun. Şimdi özel hastaneye gitmek için mangal gibi  yürek gerek. Hem vatandaş olarak biz fakirleşmişiz hem hastane ağaları gerçekten türemiş sanırım. Özel  hastanelerde SSG  farkı muayene ücreti 100 – 150 TL den başlıyor. Prof. ise 400 TL.  Ama adam çok iyiymiş, çok güler yüzlüymüş. Yahu SSG farkı 400 TL alsam güler yüzü bırak bir de gerdan kırarım hastaya J.

Bir özel hastane buldum 70 TL fark alıyor. Randevu aldım gittim. Anam eski devlet hastanesi gibi. Pandemi dönemi olmasına rağmen içerisi mahşeri kalabalık. Gerçi 150 TL olan özel hastanede çok farklı değildi.  Sıram oldukça gecikmeli geldi. Doktorun yanına girdim. Bana yıllar evvel  yüksek tansiyon teşhisi koydular. İlaç içmek umurumda değil ama iki yılda üç tansiyon ilacı verdiler hepsi ciddi yan etki yaptı. Ben de sekiz ay önce tansiyon ilacını bıraktım. Ancak yine de ne olur ne olmaz sizden fikir almaya geldim dedim.  En sevdiğim ve her kardiyoloğun sorduğu soru geldi. ”Ailede kalp rahatsızlığı olan var mı?” Var dedim. Amcam ve babam. “Hemen anjiyo yapalım, yeni bir makine geldi, damara filan girme yok. Bir boruya girip öbür ucundan çıkıyorsun. Her şey %99 belli oluyor. 1000 TL” dedi. Üç yıl önce anjiyo yaptılar, tertemiz çıktım. İstemiyorum dedim. Önce ultrason ile dinledi. Eforlu grafik, kan tahlili ve holter yazdı. Vezneye gittim doğal olarak önce, 650 TL ödedim. Kanı verdim, eforu  yaptım. Epeyce bir bekledikten sonra doktorun yanına gittim. Sonuçlar elinde yine şikayetimi sordu.  Yine anlattım. İlk defa dinler gibi dinledi. “Anjiyo olsaydınız iyiydi, siz şüphelisiniz” dedi. Bir şey mi gördünüz dedim. “Yok burada pek bir şey yok ama siz şüphelisiniz” dedi.  İstemediğimi bir kez daha belirttim. Holter takmaya yönlendirdi. 24 saati kolumda holter ile geçirip geri gittim. Bir saat kadar bekledim tekrar doktorun yanına girdim. “Sonuçlarda bir tuhaflık yok ama yine de anjiyo olsanız emin olurduk, bin lira hemen bitiyor” dedi. Canıma tak etti. Tamam. Şimdi maddi durumum yok ama Eylül ayında söz gelip anjiyo olacağım dedim. Hafiften bir gözleri parladı. ”Direk bana gel, muayene parası ödeme” dedi. İnsan ya, insan J  Reçete yazdı, çıktım. Ertesi günü meşhur doktor abime tüm raporlarımı gönderdim.  Akşam  beni aradı. “ Bir gün holter takılmış  bir defa tansiyonun 14.1 olmuş. Ortalaman 12.8. Kan tahlillerinde bir şey yok, eforda yok, ultrasonda yok. Bırak tansiyon ilacına başlamayı, sana daha önce neden tansiyon ilacı verdiler anlayamadım” dedi.

Kısaca dar gelirli bir vatandaşın SSG farkı ile özel hastaneye gidebilmesi artık hayal. Bu macera bana 700 TL ye mal oldu. Gidenler için de  yapılan hizmetlerin gerekli olup olmadığı doktorun vicdanına kalmış bir şey. Bir bankacı olarak söylüyorum. Vicdanlı bankacıya rastlamak zor olduğu kadar vicdanlı doktora rastlamakta çok zor. Gözünüzü kapayıp  fazla sorgulamayacaksınız. Hiç unutmam bankacı bir meslektaşım hangi bankaya gitse onunla giden çok sadık bir müşterisine kredi kullandırıp  Opsiyonlu Döviz- TL işlemi yapmıştı. Bankacı arkadaşım, o ay banka  birincisi olup ödül kazanmış, müşteri piyasanın oynaklığından az bir zarar etmişti J.  Dört yıl sonra müşteri ile karşılaşmıştım.
Çok uyanık olduğunu hep söyleyen müşteri  halen o bankacı arkadaşımla çalışıyordu.  Bu arada arkadaşım da, müşteri de gerçekten çok iyi insanlar ve ben her ikisini de çok severim..

Sosyal Medyada Paylaşın!

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!