TANRI’NIN TEMSİLCİLERİ – Kutsal Topaloğlu

Dan Brown ile İtalya’da ya da Grange ile Afrika’da, Fransa’da nasıl geziyorsanız; yazarımız da bizi Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusunda aynı şekilde gezdiriyor. Roman bana Grange’ın “Taş Meclisi” romanını hatırlattı. Yazım tarzı olarak henüz Grange veya Brown olmasa da bu toprakların insanları olarak her iki yazardan daha önce bu romanı okumalıyız bence. Arabaya atlayıp romanın kahramanı gibi aynı yolları izleyerek onun gittiği yerleri gidip görmek istiyorum. Kahramanın gezdiği bazı yerleri görüp gezdim. Bildiğin yerler romanda geçince daha da bir heyecan duyuyor insan.

Roman, Türklerin ilk dini olan Tengri ( Gök Tanrı) dini üzerinde kurgulanmış. Öncelikle Şamanizmden farkını ortaya koyuyor. Tengricilik Tek Tanrılı bir din. Belki de ilk din. Büyücülük, şifacılık, zamanda yolculuk v.s özellikleri olan şamanlardan en büyük farkı bu. Tek Tanrı.

Evreni Gökyüzü, Yeryüzü ve yeraltı diye üçe ayırıyorlar. Gökyüzünde Gök Tanrı yaşıyor. Dua ederken ellerimizi sürekli havaya doğru kaldırmamızın altında bu genetik kod yatıyor olabilir. Yeryüzünde ise insanlar, hayvanlar, bitkiler yaşıyor. Yer altında ise kötü ruhlar var.

Kötü ruhların başı Erlik yani bize göre Şeytan. Hikayesi de Semavi dinlerde yazan şeytan hikayesi ile aynı. Erlik ,insanlar yüzünden Tengri ile tartışınca ,Tengri onu yer altında yaşamaya mahkum ediyor. Erlik ve ailesi de insanlara kötülük yapmak için uğraşıyor.

Bu üçlü yaşam “Hayat Ağacı” ile görselleştiriliyor. Her şeyin özü bu ağacın suyunda. Herkesin yaşam hikayesi bu ağacın içinde. Günümüzde ağaçlara dilek tutup çaput bağlamak sanıyorum yine genetik kodlarımızdan kaynaklanıyor. Ağaç ile Tengri’ye ulaşmaya çalışıyoruz.

Tengri’den sonraki en kutsal varlık “Çift Başli Kartal” . Tengri’nin insanları uyarmak için kullandığı ulak. Semavi dinlerdeki Mikail ya da Cebrail benzeri. Bir Sibirya efsanesi Çift Başlı Kartalı bakın nasıl anlatıyor. Tanrı, insanları uyarmak içim Çift Başlı Kartalı yeryüzüne gönderiyor. Ama insanlar Kartalın ne dediğini anlayamıyorlar. Kartal ağacın altında uyumakta olan bir kadını hamile bırakıyor. Hz. İsa nın dünyaya gelmesiyle ne kadar benzeşiyor değil mi !? Kadından doğan Tanrı’nın ne dediğini anlayabilen ilk şaman oluyor. Bu hikaye Yaradanın neden sürekli elçi gönderdiğini de anlatıyor aslında.

Tengri inancında aynı Esmaül Hüsna da olduğu gibi iyilik ve kötülük iç içe. Evrende birbirinin karşıtı iki kutup var. Biri olmazsa öteki olmaz. İki kutup birbirini itebilir,çekebilir. Birbirine dönüşebilir. Birbirini üretebilir. “Fazla iyilikten maraz doğar” atasözümüz bu görüşten kaynaklanıyor olmalı.

Ben romanı beğendim. Herkese mutlaka okumasını öneririm. Hem bize ait olduğu için, hem sürükleyici ve öğretici olduğu için.

Sosyal Medyada Paylaşın!

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!