Sızı – Kahramanmaraş!

28 Aralık 2020by Murat KARTALKAYA0

Kahramanmaraş Olayları /19 -26 Aralık 1978

Genç Türkiye Cumhuriyetinin en acı, en utanç verici olaylarından biri. Belgesellerden seyrediyorum, yazılanlardan okuyorum. Alevi ve sünni arkadaşlarımla dertleşiyorum. Kahramanmaraşlı kardeşlerimle dertleşiyorum ama hiç bir açıklama mantıklı gelmiyor ne yalan söyleyeyim. Hepsinde ciddi eksiklikler var.

Maraşlı bir kardeşim aynen şöyle dedi; “Ben o zamanlar çocuktum. Olayların başlangıcını anlattılar ama, sebep sonuç ilişkisi doğuracak mantıklı bir açıklama oluşmadı bende.” İnanın bende de.
Olayları “ateistler cami yakıyor, şehir suyuna zehir kattılar, din elden gidiyor” gazı alevlendiriyor anladığım. Aynı Menemen’de, Çorum’da, Sivas’ta, Malatya’da olduğu gibi sağcı bir güruh var ellerinde tuz, her hıyara koşuyorlar. Allahtan korkmadan, kuldan utanmadan “Allahu ekber!” diye bağırarak hem de. Sanırım bu güruha hangi din, mezhep ve ırktan olursa olsun tüm insanların yaşamaya hakları olduğunu öğretip inandırmak gerekiyor önce.
Birilerinin olayları kaşıdığı gerçek. Derin devlet diyorlar, Amerikalı, İngiliz ajanlar diyorlar.
“Cami yakıyorlar solcular yaptı diyorlar. Alevi öldürüyorlar, Alevi öldürmek Müslümana helal diyorlar.”
Olayların olduğu günlerde Maraş nüfusu hiç anlaşılmadık bir şekilde artmış. Sırf o günlerde Maraş’taki milli piyango satıcısı 1000 civarı imiş, kestanecisi, dilencisi, çiçekçisi v.s. koyun üzerine, dikkat çekici artış olabilir gerçekten.
Bir arkadaşım anlattı ; “Alevi bir aile var. Arkadaşımın ninesi o Alevi ailenin bahçesinde küçük bir kulübede kalıyor. Yalnız kalmasın diye arkadaş okuldan sonra ninesinin yanına uğruyor her gün. O sıralar o eve giren çıkan yüzlerce insan oluyor. Arkadaş hiç birisini tanımam aileden değildi diyor. O gelen giden eve silah vs depolamış, Olayların yaşandığı gün evden silah dağıtılmış.” Aile büyüklerinden duymuş. Alevilerin silahlanması normal, herkes fark etmiş bir devlet fark edememiş olayları ve önlem almamış. Olaylar patlak verdikten bir gün sonra ne milli piyango satıcısı kalmış ne de kestane, mısır satıcısı Maraş’ta.

“12 Eylül’ün alt yapısını oluşturmak için Amerika tarafından tertip edilmiş, kardeşin kardeşe silah sıktığı bir durum haline getirilmiş “ klişesine inananlar çoğunlukta. Büyük olasılık gerçek payı vardır. Ama yeterli mi !?

Maraş, Sivas, Çorum, Malatya gibi şehirler halkı çabuk galeyana gelebilen milliyetçi bir yapıya sahip, “vatan, bayrak, namus her şeyden önce gelir” diyorlar. Diğer illerin bu değerleri gelişmemiş mi yani !? Bu illerde sünni, alevi nüfus kaşınmaya, düşman edilmeye müsait sanırım. Bahane olarak da bunu bulmuşlar.

Ben yine de bu alçaklığı kabul edemiyorum. Bir anlık bir sinir desen değil. Böyle sinir olamaz o ayrı ama, bu olay bir hafta sürüyor arkadaşlar. Bebekler bacaklarından ikiye ayrılmış, insanlar diri diri yakılmış, kesilmiş. 120 insan katledilmiş. Alevilere ait 200 ev ve 100 işyeri tahrip edilmiş. 22 kişi idam edilmiş, 330 kişi ceza almış. İşi fişfikleyenler ise büyük olasılık şimdi lüks evlerinde oturmuş torunlarına insanlık dersi veriyordur görevini yapmanın verdiği huzurla.

Kahramanmaraş ve benzeri şehirlerde olan olayların, Ermenilerin Hocalı’da, Sırpların Srebrenitsa’da ya da Yunanlıların Ege köylerinde yaptıkları rezilliklerden ne farkı var. Ama ortak özelliğini söyleyeyim. Ermeniler, Rusya’yı suçladı. Yunan askerleri ise Türk birliklerine esir düştüklerinde “Bizim böyle bir niyetimiz yoktu, İngiliz Ajanların gazına geldik” dediler.

Bir başka arkadaşım; “Aleviler, devlet kurumlarında görevlendirilmez. Bu yüzden çiftçilik, ticaret yaparlar ve zenginleşirler. Saldırıların esas nedeni işte Alevilerin bu zenginliği” dedi. Olabilir vallahi. İnsanlık tarihi para gücünü ele geçirmek için dini, mezhebi, ırkı kullanarak birilerinin servetini ele geçirme tarihi zaten. 6-7 Eylül 1955 yılında “ Atatürk’ün evini yaktılar” gazı ile komşusunu kesen karakter yoksunu kişiler, sonrasında komşusunun evinde ve iş yerinde gururla oturup çoluk çocuk büyüttü yakın tarihimizde.

Ancak alevilerin devlette işe alınıp alınmadığı ile ilgili bir veri yok elimde, o yüzden tespit doğru mudur değil midir bilemiyorum. Sünni bir arkadaşım ise “iş yerindeki müdürünün alevi olduğunu, sadece alevi oldukları için insanları işe aldığını, kariyerinde yükselmesine yardım ettiğini fakat sünnilerin kariyerlerine mani olduğunu, işten çıkmaya zorladığını” iddia eder hep. Yıllardır arkadaşım ve dediklerinin doğru olduğuna bende şahidim.

Şuna emin olmalıyız ki, bir insanın karakterinin zayıf olmasının hatta insan bile değil, bir yaşam formu olmasının sebebi; o kişinin dini, ırkı, milleti, mezhebi, ülkesi, şehri, kasabası değildir. Türkiye’de Aksekili, Kayserili ve Kulalılar için söylemler sempatik olsa da ırkçıdır aslında. Herhangi bir şehirli için “ O şehirden adam çıkmaz “ sözü, kimse kıvırmasın Türkiye vatandaşlarının % doksanında olan bir kavramdır.

Maraş olaylarında da , Sivas olaylarında da iktidarda sol partiler vardı. Bu durumda bana ilginç geliyor mesela. Şimdi sol görüşlüler bunu “Bize karşı yapıldı” diye, sağ görüşlüler ise “Beceriksizlik” olarak yorumlayabilirler ama ikisi de olmayabilir. Sol iktidarlarda aleviler, devlet kurumları, en azından belediye kurumlarında iş bulma şanslarını artıyorsa bu durum diğer tarafta huzursuzluğa sebep olabilir. Şimdi diyorlar ya, “AKP li olmazsan devlet ile iş yapamazsın” diye. Diğer sebep sol iktidarların seçimle iş başı yaptıklarında, devleti emirlerinde sanmaları olabilir. Dünyanın hiç bir ülkesinden iktidarlar devleti tam olarak ele geçiremez ama yönetebilir.

Hayatım boyunca ne kendim ne ailem ne arkadaşlarım ne de çevremde ırk, din, mezhep ayrımı yapıldığına şahit olmadığım için her iki tarafın hislerini ve düşüncelerini anlamakta zorluk çekiyorum. Hiçbir alevinin, kürdün aşağılandığını görmedim ama Bulgaristan’dan gelen insanların nasıl hor görüldüğünü, kadınlarına nasıl bakıldığını gördüm. Adamlar iyi insan ve iyi Müslüman olduklarını ispat etmek için perişan oldular.

Kahramanmaraş olayları epeyce bileşenin sonucu. Anlayabildiğim kadarıyla başlıcaları şunlar ; a-) Öncelikle Türkiye’nin içinde bulunduğu taraflaşmış halk b-) bu durumu kendi menfaati için kullanan global güçler c-) İç Anadolu’da verimli hilal denen bölgede milliyetçilik çalışmaları d-) birbirine güven ve saygı duymayan alevi-sünni yoğunluğu e-) “Seçimle geldim, devlet benim” sanan iktidar f-) Devletin, personel alımında liyakata uymaması g-) Alevi vatandaşın yörede sünnilere göre daha varlıklı olması h-) devlet görevlileri içinde “devletin bekası için” her türlü zalimlik emirini verenlerle, bu zalimliği vahşice yerine getirip evine dönünce masum çocuklarını öpebilenlerin olması ı-) ve en utanç verici olanı ise halk içinde acımasız, vahşi yaratıkların bulunması.




Sosyal Medyada Paylaşın!
Murat KARTALKAYA

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!