Siyasi Kimliğim!?

27 Mayıs 2020by Murat KARTALKAYA0
Hiç kendinize sordunuz mu siyasi kimliğinizi !? Sorduysanız cevap alabildiniz mi !?

Siyasi kimliklerimizi siyasi partiler mi belirliyor ya da siyasi partileri bizim siyasi tercihlerimiz mi oluşturuyor diye düşünüyorum ne zamandır. Oturdum siyasi ve sosyal düşüncelerimi, duygularımı kaleme döktüm. Gördüm ki beni tam ifade eden bir parti var mı ? Yok. Oy verebileceğim parti var mı! Partiler var ! Siz hiç kendi siyasi kimliğinizi düşündünüz mü ?

Öncelikle ben bireyselliğime çok önem veriyorum. Tek başıma önemli bir değerim.Tıpkı tüm insanların tek tek önemli bir değer olduğu gibi. Bir değer olmak için bir kasabanın, bir şehrin, bir bölgenin, bir ülkenin, bir kıtanın üyesi olmak zorunda değilim. Hemşeri derneklerine, partiye, takıma, mezhebe, tarikata üye olmak zorunda değilim. Dünya ve ülke hukuk düzeni öncelikle benim bireysel değerimi korumalı. (Z ) ailesi, (M) ailesinden daha kalabalık diye veya Ahmet’in ailesi yok diye kalabalık bir aile karşısında yapayalnız kalmamalı. İnsanlar değerli olmak için birey olmaktan vazgeçip bir ailenin, takımın, partinin, siyasi grubun, dinsel grubun, ırkın, ülkenin bireyi olmak zorunda kalmamalı. Asıl olan birey olmaktır. Diğerleri yan özelliklerdir.

Sosyal adalete, sosyal eşitliğe önem veriyorum. Bunun komünizm olmadığının ısrarla belirtmeliyim. Benim sosyal adalet ve eşitlikten kastım. Tüm bireylere liyakat ve uzmanlıklarına göre hak edildiği verilmeli. Herkese okuma, kendini yetiştirme ve yenileme hakkı verilmeli. Kimse zengin diye bilim adamı olamıyor. Bilim adamı olacak herkese bilim adamı olma olanağı tanınmalı. Komünizm ve faşizm gibi bireysel değerimi red eden rejimlerden nefret ediyorum. Çalışan, daha dikkatli olan, daha az hata yapan, daha çok bilgi edinen belki daha fazla risk alan veya hiç risk almayan diğerlerine göre daha zengin, daha rahat bir hayat sürebilmeli. Ama Dünyanın tüm zenginliği Dünya nüfusunun %10 un da olmamalı. Dünya da açlık olmamalı. Açlıktan çocuklar ölmemeli.

Ben Türk’üm. Türk olmaktan gurur duyuyorum. Benim için Türk demek; dürüst, ahlak, merhamet sahibi olmak demektir. İnsanı, hayvanı, tüm doğayı sevmek ve onlara saygı duymak demektir. Birisi sana saldırmazsa kimseye saldırmamak demektir. Misafire karşı karşılıksız ve sonsuz saygı demektir. Zeki, akıllı, iş bitirici ve çalışkanlık demektir. Mütevazi olmak, sahip çıkmak, destek olmak demektir. Tarihte savaşçı bir ırk olduğu için sadece savaşçılıkları ile hatırlanıyorlar. Tarih sürekli savaşan ırklar, kavimlerle dolu. Bu savaşçılardan en iyilerinden biri Türklerdi.Tarih kimin daha vahşi olduğu üzerine yazılırsa eminim Türkler zirvede olmaz. Ama savaşçılıkta zirvede olacaktır. Dünya artık barışcıl, bilimsel, hümanist bir yere gidiyorsa Türk yine zirvede olmalıdır. Günümüzde halen “ölürüz, öldürürüz, feth ederiz” kafasında olanların benim Türk kavramında yerleri yok. Türkler bu özelliklere sahipde Kürtler, Çinliler, Araplar, Almanlar, İngiliz ya da diğerleri değil mi ?! Hayır herkes bu özelliklere sahiptir. Ne o ırklardan ya da milletlerden üstün olduğumu ne de onlardan aşağıda olduğumu düşünüyorum. Her ırka ve millete kendi ırkım ve milletim kadar değer veriyorum, saygı duyuyorum. Ben Türk olarak barış da, bilimde, sağlıkta, eğitimde örnek ve öncü olmak için Türklerin, Avrupa Birliği gibi bir birlik oluşturmalarını arzularım doğrusu.Türk kimliğimin Orta Asya’dan İskit/ Sakalardan geldiğini ama dünyada saf ırk olmadığına inanıyorum. Tarihe bakın; savaş, göç, tecavüz, işgalden oluşuyor. Büyük olasılık dünyanın tüm insanları birbirinin kuzeni.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Bundan hem gurur duyuyorum hem de içimde umut patlıyor. 1923 den 1933 e kadar yaptıklarımızı okudukça bu ülke vatandaşına, Anadolu’nun kadim insanlarına inancım ve umudum hiçbir zaman tükenmiyor. Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu bu kadim Anadolu topraklarında yetişen tüm insanlar bir gün kendilerini yeniden sevecek, yeniden sayacak, yeniden bir ve kardeş olacak biliyorum, inanıyorum. Her toprağa nasip olmayan mucizevi liderlerin bu topraklara özel olduğunu düşünüyorum. Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa Kemal Atatürk bu toprakların ve cumhuriyetin mucizevi liderleri. İnanılmaz adamlar. Onlarla gurur duyuyorum. Cumhuriyeti kuranlardan gurur duyuyorum. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.

Laikim. Laikliğin çok büyük bir erdem olduğuna, çağdaş dünya insanının olmazsa olmazı olduğunu düşünüyorum. Laikliği, din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması gibi basite indirgemek büyük hata bence. Harari’nin dediği gibi ; Laik insanlar bilime, bilimin sürekli değişiceğine inanır. Gerçeğe, merhamete ve özgürlüğe itimat ederler. Acıyı dindirme ve gerçek arayışını, özgürlük olmadan; düşünme, araştırma ve tecrübe etme özgürlüğü olmadan sürdüremeyiz. Bu yüzden laikler özgürlüğü savunur ve herhangi bir metnin, kurum ya da liderin doğru ile yanlışı belirlemede mutlak bir otorite haline gelmesini istemezler. İnsanların her daim şüphe etme, tekrar bakma, ikinci görüş alma ve farklı bir yol deneme özgürlüğü olmalıdır.”

Müslümanım. Allah’a ve peygamberlere inanıyorum. Ama hiçbir mezhebe ve tarikata inanmıyorum. Tüm diğer dinlere, o dinlerin mensuplarına ve dinsizlere kendi dinime saygı ve sevgi beslediğim kadar sevgi ve saygı besliyorum. Allah’ın kutsal kitaplardan öncede var olduğuna yani, başlagıcının ve sonunun olmadığına inandığım için ; kutsal kitapların birbirleriyle ya da Sümerler gibi çok tanrılı dinlerin efsaneleriyle benzerlikler taşımasına şaşırmıyorum. Allah’ın kelamı değişmez. İnsanlar baktıkları döneme, ortama göre anlayabildikleri kadarını anlayabiliyorlar sadece. Gökyüzünde sayamadığımız kadar yıldız var. Bu bizim galaksimiz. Milyarlarca galaksi var. Tüm yaşamış insanlar olarak toplamda kumsalda bir kum tanesiyiz. Yaradanın giyimimiz, kuşamımız, sevişmemiz ile hayatımızı dizayn ettiğine inanamıyorum. Kuran’ın 13 yaşında çocukla evlenilmesi, başın örtülmesi, insanların kafasının kesilmesi, peygamberlerin eşleri ile ilgili olması bana çok basit geliyor. Kuran’da geçen “ Biz kıtaları bulutlar gibi yürütürüz ama siz onları duruyor görürsünüz” ayetidir benim için Müslümanlık. Bu ayette anlatılan 20. yüzyılda ortaya çıktı. Kıtaların her yıl birkaç santim, gezegenlerin ise yüz yılda bir 43 santim ilerlediğini öğrendik. Milyarlarca galaksinin yaratıcısını düşünün bir de Müslüman dünyanın tüm derdinin kadınların başının örtülmesi olduğunu. Milyarlarca galaksinin yaratıcısını kutsamak için Kudüs’te insanların kendince kutsal saydığı taşlar, topraklar için birbirini öldürdüğünü. Ağrı Dağına bakın, Everest Dağına bakın. Bunlardan daha yüce bir mabet yapabilir misiniz!? Allah’ın yüceliğini ellerinizle yarattığınız mekanlarda bulmazsınız.

Müslümanım. Kuran Türkçe okunmalı ve anlamaya çalışılmalı. İbadet Türkçe yapılmalı. Ayakta, rukuda, secdede Allah’a ne söylediğini bilmeli insan. Arapça öğrenebiliyorsa Arapça okumasında bir sıkıntı yok. Ama Arapça ezberlemek değil kastım, Arapça anlayabilmek. Allah’a nasıl seslendiğini bilebilmeli ve anlamalı bir Müslüman. Her Müslümanın esası kendi dilinde ibadet etmek olmalı. Ezan ise mevcut halinde kalmalı. Tüm Müslümanlar onun namaza çağrı olduğunu dünyanın neresinde olursa olsun bilmeli. Tıpkı kiliselerin çanı gibi.

Sosyal Medyada Paylaşın!

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!