SİMYACI – PAULO COELHO

İlk olarak 1997 yılında okumuştum. O zamanlar çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Çok daha fazla metafizik,olağanüstü güçler. “ Bir şeyi yürekten ve çok istersen , onun gerçekleşmesi için tüm evren sana yardım eder “ cümlesi her zaman aklımın bir köşesinde çınlamıştır. Hele ilk okuduğum zamanlar gözlerimden ateş çıkarabileceğimi bile düşünüyordum. Bu okumamda aynı çoşkulu , vurucu etkiyi yapmadı doğrusu. Daha felsefik geldi. Bir filozof edası vardı sanki. Ve bu okuyuşumda ilk okuyuşumdan hatırlamadığım bu cümle daha etkili oldu ; “Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen, mutlu bir insan olursun ! “ cümlesi..

Dünyayı keşfetmek kodlarında olan eğitimli bir çobanın İspanya nın bir kasabasında başlayıp Mısır a uzanan gizemli yolculuğu anlatılıyor. Bu yolculuıkta hem kendini, hem gerçeği , hem aşkı buluyor.

Kahramanımız kilisede eğitimi alıyor..Birkaç dil biliyor..Daha iyi şartlarda yaşama şansı var gibi gözüksede, genetik kodları ona kimsenin görmediği yerleri gidip görmesini buyuruyordu.Bu yüzden çoban oldu.. Koyunlarda herkesin algısı kadar görebileceğini,hissedebileceğini anladı.Koyunlar ne mevsim ne otlak değişimini anlıyorlardı. Onların tek kaygısı yiyecek ve suydu..

Gittiği falcıdan Yaradananın tek bir dili olduğunu , tüm insanların yaradanı dilini anlayabileceğini ama bazen Yaradanın birinin ruhunun diliyle birebir konuştuğunu ve bunu ancak o kişinin anlayabileceğini öğrendi..Bu konuşma rüyalar vasıtasıyla gerçekleşmektedir.Bu yüzden rüyalar önemlidir. Bazen de düşlerimizi gerçekleştirmekten korkarız. Çünkü, düşlerimizi gerçekleştirirsek bu sefer de yaşamak için bir sebebimiz kalmayacak. Herkes kendi hayat tarzına aşıktır aslında. Şikayet eder, sızlanır ama değiştirmez.

Bir şeye karar vermek başlangıçtan başka bir şey değildir aslında. İnsan bir şeye karar verdiği zaman, karar verdiği sırada hiç öngörmediği, düşünde bile aklına gelmeyen bir yöne doğru, şiddetli bir akıntıya kapılıp gidebilir. Belki bunun için içgüdüleri alışkanlıklarından vazgeçme, başına ne geleceği belli olmayan maceraya atılma diye uyarıyor.

Düşlerin gerçekleşmesi için her zaman olanak vardır. Gerçekleştiremiyorsan sürekli kendince haklı bahaneler, engeller ürettiğindendir. Bazen karar vermek zorunda kalırız. Alıştığımız şey ile düşlediğimiz şey arasında. Ve genelde alışkanlıklarımızı tercih ederiz..

Yaradan herkesin izlemesi gerektiği yolu yeryüzüne çizmiştir aslında. Bizim yapmamız gereken bizim için yazdıklarını okuyabilmektir. Simgelere saygılı olmayı ve onları izlemeyi öğrenmek. Sözcüklerin ötesinde bir dil var. Herşey birtek ve aynı şeydir. Evren,herkesin anlayacağı bir dilde varolmuştur, ama insanlar bu dili unutmuştur. Günümüzde önsezi dediğimiz şey evrenin dilinden aklımızda kalanlardır.Önsezi ,içinde bütün insan hayatlarının bir bütün oluşturacak şekilde birbirine bağlandığı hayat ırmağının evrensel akışına ruhun yaptığı ani dalışlardır.Aslında herşey orada yazılı olduğu için her şeyi bilebilirdik. Kimse bilinmezden korkmamalı, çünkü herkes istediği ve ihtiyaç duyduğu şeyi ele geçirebilir.. Cesaret , Evrenin Dili’ni arayan biri için en büyük erdemdir.

Bir kitabın herhangi bir sayfasını açarak, birinin elini inceleyerek, kuşların uçuşuna bakarak, kağıt falı açarak ya da başka bir yöntem ile , o anda yaşamakta olduğumuz deneyimle bir ilişki kurabiliriz hepimiz. Aslında, nesneler kendiliklerinden hiçbir şey açıklamazlar ; insanlar bu nesneleri gözlemleyerek, Evrenin Ruhu’nu anlama yöntemini keşfedebilirler. Bilgeler, doğal dünyanın Cennet’in bir görüntüsünden ve bir kopyasından başka Bir şey olmadığını anladılar.Kendi yüreğini dinle. Yüreğin herşeyi bilir, çünkü Evrenin Ruhu’ndan gelmektedir ve bir gün oraya geri döncektir.

Tüm evren ve tüm gerçekleşenler muhakkak ki kendi hayrımızadır. Dünya ,güneş olmadan varlığını sürdüremez ama ona biraz daha yaklaşırsa da var olamaz. Herşey kendi mükemmelliği içinde devam eder. Biz her zaman daha yetkin bir varlık olmaya çalıştığımız zaman, çevremizdeki herşey daha iyi olacaktır. Önce kendinden başla iyi, yetkin, barışsever bir varlık olmaya. Sürekli tekrarla. Hemen olmasa da değişebilirsin. Ve sen değişirsen evrende değişir.

Kim ve ne olursa olsun, yeryüzünde her insan, her zaman, dünya tarihinde başrolü oynar. Ve doğal olarak kendi bilmez bunu. Herkes kendi hayatının kahramanıdır oysa… Genetik kodlarından gelenler ve yaradanın yazdığı binlerce köşesi,sapağı,yolu olan kişisel hikayelerimize inanmak gerekir. Kişisel hayat hikayemizde önünüze çıkan tüm kişiler ve olaylar ilk başta zararımıza gibi görünsede hepsi için şükür etmeliyiz. Çümkü tüm başımıza gelenler, hayatımıza girenler evrene geliş sebebimizi bulmamız içindir.

Hikayedeki kahramanımız , ailesini dinleyip papaz olsaydı hayatı kimbilir nasıl olacaktı..İyi mi kötü mü bilemeyiz. Ama o çoban olmayı seçmese (genetik kod), sürekli gördüğü düşlere inanmasa(evrenin dili), çingene falcıya , krala, hırsıza rastlamasa ( hayatın mükemel akışı) Yaradanın kendisine sunduğu hazineyi asla bulamayacaktı.Kendi kişisel hikayesini yaşayan kimseye karşı hayatta cömerttir.

Sosyal Medyada Paylaşın!
Murat KARTALKAYA

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!