Mülteciler – Mültecilerimiz !

Uzun zamandır Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak kabul edelim ya da etmeyelim bir mülteci sorunumuz var. Tüm Güneydoğu komşularımızın hepsi beyin yerine fındık kullandıklarından savaştalar. Bilmem kaç milyon müslüman geçinemiyor. Sürekli birbirlerini öldürüyorlar. Bunu da Allah için yapıyorlar. Birbirlerini ” şehitlik mertebesine” kavuşturmak için insan üstü bir gayret içindeler. Benim anlamadığım adam senin askerini “şehit” ediyor. Cennette peygambere komşu ediyor. Buna sinirlenip neden “intikam” istiyorsun. Adam senin kardeşine en büyük saadeti tattırıyor. Herhalde bu büyük ikram karşısında o kadar çok eziliyorsun ki, sen de karşı tarafa bu şahadeti tattırmak istiyorsun. Hep aşırı sevgiden, saygıdan oluyor müslümanların birbirini boğazlaması.

Önce Saddam’dan kaçanlar, sonra Taliban’dan kaçanlar, sonra İşid’den kaçanlar; şimdi de Esad’tan kaçanlar koşa koşa sınırlarımıza doluşuyor. Sınırlardan da içeri. Sadece beş milyon Suriyeli girmiş Türkiye’ye. 80 milyonluk bir ülkede beş milyon çok ciddi bir rakam. Diğer mültecilerle birlikte on milyonu buluyor diyorlar.Bu bir faciadır.

Osmanlı İmparatorluğu 16 yy. da inanılmaz hoşgörülü ve ırkçılık bilmeyen, dünya için örnek bir devletti. Osmanlı İmparatorluğu olması 400 yy sürmüştü. Dört yüzyıl boyunca her gelen dini, ırkı, mezhebi içinde almış ve sindirmiştir. Aynı Roma imparatorluğu gibi aynı, Amerika Birleşik devletleri gibi. On yılda on milyon mülteci sokarsan ülkene ülke olmaktan çıkarsın.

Eğer bu şekilde mülteci kabul etmeye devam edersek artık Türkiye Cumhuriyeti olamayız. Aynı mülteciler gibi Ortadoğu ülkesi oluruz. Türkiye olarak çok kanımız, terimiz aktı. Çok çaba sarfettik. Çok eziyet çektik. Çok birbirimizle bile mücadele ettik. Ama bağımsız, Türkiye Cumhuriyetini Ortadoğu bataklığından uzak tutup en azından Gelişmekte Olan Ülke konumunda tuttuk. Savaşlardan uzak durduk, biri bize saldırmadığı müdetçe kimseye saldırmadık. Oldukça iyi demokratik meclis, düzgün yargı, harika bir ordu kurduk.

Komşumuz bunları yapamadı diye bedelini ben ödemek zorunda mıyım!? Ben 1920 den beri fedakarlık yaparken hiçbir şey yapmayıp yan gelip yatan komşumu evime almak zorunda mıyım!? Ben kendimi koruyamazsam onun haline geleceğim. Hep beraber mülteci olursak komşuma değil kendime de faydalı olamayacağım. Göçmeni geri çevirme hakkım var,olmalı. Herkesin göçmeni geri çevirme hakkı var. Kimse evine, evinde kıtlık, kavga, sıkıntı çıkaracak komşunu almak zorunda değil. Kabul etmemesi onun kötü bir insan, ırkçı ya da faşist yapmaz.

Mültecilerin pis, kültürsüz, korkak, vatan haini filan olduklarına inanmıyorum. Benden bir farkları yok. Ben ne isem onlarda üç aşağı beş yukarı benim kadar temiz, akıllı, dürüst ve iyi. Ama onları evime alıp almamak benim kararım. Gelip beni de mülteci konumuna düşürecek, evimi, işimi, ekmeğimi elimden alacak ise kabul etmeyebilirim.

Kabul etmek isteyenlerde olabilir. Bana göre daha duygusal olanlar sadece duyguları ile mülteciyi kabul etmek zorunda olduklarını düşünebilirler. Bu da onları hümanist yapmaz. Ama mültecileri para karşılığı kabul etmek. Para gelmeyince onları namluların üzerine göndermek kesinlikle ne insanlığa ne devlet ciddiyetine sığar. Saldırıyı engellemek için elinde tuttukları rehineleri köprü ayaklarına, kent girişlerine bağlamaktan hiçbir farkı yok. İnsana bunu yapamazsın. Evine almayabilirsin, kapını kilitleyebilir onun evsiz kalışına gözlerini kapayabilirsin ama onu çıkarın için ölüme gönderemezsin. Çünkü senin mülteciyi kabul edip etmeme özgürlüğün olduğu kadar tüm devletlerin var.

Ve Müslümanlar kendileri ile barışmadıkça, kendi yalanları ile gözlerini kapattıkça böyle eziyet çekecekler ne yazık ki. Avrupa’yı , Rusya’yı ya da ABD yi ahlaksızlık, bencillik, emperyalistlik, şeytanlıkla suçlayarak bir yere varamıyoruz. Bunu anlamamız gerek artık. Göçmenler İran,a, Suudi Arabistan’a, Katar’a değil Avrupa’ya gitmek istiyorlar. Avrupa Birliği Türkiye’ye kapılarını açsa Türkiye’nin yarısı Avrupa’ya geçer. Kendini fanatik vatansever gösterip onu bunu ülkeden kovanlar ne önde koşar inanın. Bırakın masal anlatmayı kendinize. Ne yazık ki 1980 lerden beri giderek vatandaşından koptu devlet. Türkiye’ye gelen mülteci bile Türkiye’de kalmak istemiyor hatta Yunanistan’da kalmak istemiyor. Demokrasi, adalet, hakkaniyet, liyakat gibi kavramların insan vicdanına değil devlet kural ve kurullarına bağlı olan ülkelere gitmek istiyorlar.

Yurt dışında yaşayan çoğu Türk için benzer şeyler geçerli. Yaşadığı ülkede çoğunlukla Sosyal Demokrat partilere oy verenler, Türkiye’ de muhafazakar partilere oy atıyorlar. Çünkü onların haklarını Sosyal Demokrat partiler koruyor .

Sosyal Medyada Paylaşın!
Murat KARTALKAYA

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!