M. Kemal – Yılmaz Özdil

31 Aralık 2020by Murat KARTALKAYA0

İlk yayınlandığında epeyce konuşulan bir kitaptı. Ben ancak okudum. Çok konuşulduğu zaman değil, gündemden düştüğü zaman okumayı severim. Daha rahat okuyorum o zaman.

Ben gerçekten çok beğendim kitabı. Çok geniş, ağır, detaycı Atatürk biyografileri okumuştum. Bu son derece yalın, sade, anlaşılır. Bu ağır kitaplarının kısa bir özeti. Erol Mütercimler’in “Fikrimizin Rehberi” detayında, ağırlığında bir kitap değil tabi. Ama Fikrimizin Rehberini okumakta öyle kolay değil. Oysa bu kitap okumayı sevmeyen birinin sıkılmadan Atatürk’ü tanımasını rahatlıkla sağlayabilir. Televizyonlarda son üç yılda seyrettiğim Atatürk’ü ve kurtuluş savaşını anlatan tüm dizilerden çok net bölümler hatırlıyorsunuz kitabı olurken.

Tarihten bildiğimiz pek çok konuyu anlatıyor. Hatta benim hiç bilmediğim Atatürk hakkında çıkan iğrenç söylentileri bile anlatıp neden çıktığına dair tahminlerde bulunuyor. Gerek var mı!? Bu iğrenç ve gereksiz iddiayı atanlar zaten belli. Onlar kendi aralarında yazıp konuşuyor. Bu kitabı nasılsa okumayacaklardır.

Kitapta ilgimi çeken. Benim diğer kitaplarda da okuduğumu hatırladığım ama nedense çok detay görülen olayların, karakterlerin, duruşların, davranışların daha ortaya çıkarılması. Nuri Conker örneğin. Nuri Conker’i bilmeyen yoktur. Atatürk’ün ikinci yarısı olduğunu ben bu kitap ile fark ettim. Acaip beğendiğim, sevdiğim bir karakter bu kitapta ve çok öne çıkmış. Salih Bozok bile bence Nuri Conker kadar önde değil. Nuri Conker’in bu kadar hatta öne çıkarıldığını ilk kez okuyorum sanırım.

Çok içten detaylar var. Bunu yazmanın ne manası var diyen olabilir ama benim çok beğendiğim detaylar. Bunlardan birisi; “Atatürk Ankara’ya ilk geldiğinde Ziraat Mektebinde kalıyordu. Buradaki tek eğlencesi Doktor Refik Saydam’ın kedisi Kadife Hanım’dı. Yavruladığı zaman tüm karargaha şerbet ikram edildi.” Çok özel, çok sıcak, çok sevgi dolu bir paylaşım.

Ve epeyce de genel kültür detayı var. Selanik, Büyük İskender’in kız kardeşinin adıymış. Kurtuluş savaşı sırasında telgraf gizli mesajlarında M. Kemal’in kodu “NUH” muş. “Kemalizm il olarak Türk aleyhtarı bir Fransız gazeteci tarafından kullanılıyor. Kemalizm kelimesinin halen alerji yapması belki ilk ortaya çıkaranın olumsuz tariflemesinden kaynaklanıyor.

Bir de tarihi daha mantıklı anlatıyor. Çocukluğumuzdan beri Atatürk’ün çocukluğunu nasıl biliriz. “Babasını küçük yaşta kaybetti, dayısının çiftliğinde karga kovaladı.” Oldu da bitti maşallah. Selanik’te büyük bir evleri var. Tamam maddiyatsızlık yüzünden kiraya veriyorlar ama, var. Atatürk’ün evcil kargası var. Bunlar önemli ayrıntılar.

Okulları, hocaları, görevleri, savaşları, etkilendiği şair ve yazarlar, çok kitap okuması, kitap yazması, matematik dehası olması, Kurtuluş savaşındayken bile Cumhuriyeti kuracağına emin olduğunu gösteren adımlar atması, on yılda bitik bir devletten modern bir dünya devleti yaratması zaten hepimizin bildiği, tüm kitaplarda yazanlar.

Ama Balkan savaşı sırasında Çanakkale’de on ay görev yapması ve boğazı adım adım inceleyip bilmesi çok önemli bir detay. Belki de Osmanlı’ya “Çanakkale Geçilmez “ dedirten detay.

Yine Çanakkale Zaferi sonrası, Beylerbeyi Sarayında gözaltında tutulan Abdülhamit’in Mustafa Kemal için hatıra defterine şükranlarını yazması önemli bir detay.

Erzurumlu Kara Fatma’yı askere alması, İzmir bölgesinde görevlendirilmesi, bu yiğit kadının 45 civarında kadın 700 civarında askeri komuta etmesi, 9 Eylül’de İzmir’e giren süvari birliği içinde olması zevkle okunuyor.

23 Nisan 1921 günü Hakimiyeti Milliye Bayramı ilan ediliyor. Bence ilanın tarihi yine öğretilen moto mot tarih tarafından sadece ezberletiliyor. Daha Sakarya Meydan Savaşı bile yapılmamış. Ortada bir devlet, bir vatan bile yok. Atatürk’teki inanca ve öngörüye bakar mısınız!

Savaş sırasında Yunan Başkumandan Trikoupis esir alındı. O kumandan, Atatürk öldüğünde Yunan basınına Atatürk için “Asrımızın en büyük insanının önünde saygı ile eğiliyorum” diye demeç verdi. Düşmanda bile saygı uyandıran bir karakter.

Yıl 1922. O zamanlarda Amerikan istihbarat raporlarında TBMM de üç grup olduğu belirtiliyor. Birinci ve en kalabalık grup Kuvvacılar. İkinci grup saltanatın devamını isteyenler. Üçüncü grup ise ne demokrasi ne saltanat umurunda olmayıp kendi menfaatlerini düşünenler. O zamanlar bile bu üçüncü grup olduğuna göre günümüz meclisine çok fazla misyon yüklemeye kalkıyoruz belki de.

Atatürk’ün bence en dahiyane hareketlerinden biri Nazilerden kaçan dünya çapında bilim insanlarına kucak açması ve onların bilgilerinden, tecrübelerinden faydalanması. Ayrıca gelecek vaat eden 150’si kadın 750 öğrenciyi dünyanın tüm güçlü üniversitelerinde eğitime göndermesiydi. Bu gençler Cumhuriyet’in beyin takımını oluşturdular.

1923 yılında Atatürk’ün Latife hanımla İzmir’de sinemaya gelmesi, salonda sadece erkekleri görünce salonun yarısını boşaltıp dışarda bekleyen kadınları sinema davet ettirmesi muhteşem bir detay değil mi!?

Atatürk’ün evlatlıklarına “politikaya girmeyin” vasiyeti yapması ve onlarında bu vasiyete sadık kalması da çok akıllıca.

Atatürk ölmeden kısa süre önce neredeyse tüm mirasını millete bağışlamıştı ama hatırı sayılır miras da kardeşi Makbule’ye kaldı. Makbule’de mirasları üzerine geçirdi. Atatürk’ün amca çocukları vardı. Bir erkek, üç kız. Ne zamanında ne öldükten sonra hiç bir menfaat, bilinirlik peşinde koşmadılar. Günümüzde de aynen devam ediyorlar.

En dahi işlerinden biri yüzen fuar olan “Karadeniz Vapuru”. Bu vapuru ve detayını kaç kişi biliyor gerçekten merak ediyorum. O dönem için bence bilim-kurgu. Bütün Avrupa’yı dolaşıp modern Cumhuriyeti herkese tanıttı. Onbinlerce ziyaretçisi oldu.

Bir başka bilim kurgusu, Savaş sırasında 1921 yılında Uluslararası Olimpiyat komitesine resmi başvuru yaptırmıştı. Bayram kutlaması ve bu başvuru. Nasıl bir özgüvenin, öngörünün, zekanın seviyesidir ben anlayamıyorum. Dünyada beden eğitimini zorunlu ders haline getiren ilk devlet adamı Atatürk’tür.

Şubat 1919 yılında İspanyol gribine yakalandı. Günümüzdeki Corona salgınına yani. Üstelik salgının en yıkıcı ikinci dalgasında yakalanmış. Hastalananların %10 nun öldüğü dehşet hastalıktan kurtulamasa dünya Tarihi ne halde olurdu kim bilir.

Sosyal Medyada Paylaşın!

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!