KOSMOS – KARL SAGAN

4 Aralık 2021by Murat KARTALKAYA0

1980 yılında basılmış olan bu kitabı okurken “Ben bu kitabı şimdiye kadar nasıl okumam, büyük kayıp” dersiniz ya, tam bu düşünceye kapıldım. Herkesin anlayabileceği bir dilde, enfes bir bilim belgeseli, destansı bir mitoloji. Kendini bilime adamış bilim insanlarının dine, ulusallığa, etnik kökene neden mesafeli durduğunu hemen kavrıyorsunuz. İnternet dünyasında tüm bilgi elinin altında olan gençliğin yine aynı konulara olan mesafesi sizi şaşırtmıyor. Hem “evrenin Yaradan’ı var” deyip hem de Yaradan’ın bu koca evren içinde bir kum tanesi kadar yeri olmayan insanın yemesine, içmesine, örtüsüne, cinselliğine karışmasını maalesef açıklayamazsınız. “Sen bir şeyi çok istersen tüm evren sana yardım eder” düşüncesinden de  hızla uzaklaşıyorsunuz. Evrenin muhteşemliği içinde kişi olarak sen yoksun ki. Bu sözü “bir şeyi çok istersen eninde sonunda sahip olursun” diye değiştirmek gerek. Kitabın kısa bir özetine gelecek olursak ;

Işık, saniyede 300.000 km hız ile ilerler. Ses ise saniyede 343 metre hızla ilerler. Ses hızı aşılabilir ancak, ışık hızı aşılamaz. Günümüzde uzay gemileri ışık hızının on binde birine eşit bir hızla ilerleyebilmektedir. Saniyede 30 km hızla.  Bir yılda ışık uzayda 10 trilyon km  yol alır. Işığın bir yılda aldığı mesafeye “IŞIK YILI” adı verilir. Işık yılı zaman değil uzaklık ölçüsüdür.

Şimdilik tahmin edilebilen evrende  yüz milyar galaksi ve her birinde ortalama yüz milyar yıldız olduğu. Bir avuç kumda 10 bin kum tanesi vardır. Sadece Samanyolu galaksisinde 400 milyar  yıldız ve gezegen olduğu tahmin ediliyor. Dünyanın hele insan topluluğunun hele bireysel olarak insanın hiçliğine bakar mısınız.

“Bölgesel Galaksiler Kümesi” denen yörede 20 ana galaksi bulunur. Burası dünyaya iki milyon ışık yılı ötededir. Bugün dünyadan yola çıkıp ışık hızıyla yol alabilsek 2 milyon yıl sonra oradayız. Dünyada insan neslinin 200 bin ile 500 bin yıl önce ortaya çıktığı düşünülürse oldukça uzun bir süre. Dünyanın içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinin merkezine ise 40 bin ışık yılı sonra varabiliriz. İlk insan topluluğun kurumsallaştığı mekan olan Göbeklitepe 12 bin yıllık.  Evrenin gözlemlenebilen bölümü ise  yirmi, otuz milyar ışık yılına eşit bir mekanı kaplamaktadır. Gözlemlenemeyen alan ne kadar ki!!

Gezegenlerin hepsinin yaşı yaklaşık 4 milyar 600 milyon yıldır. Büyüklü küçüklü milyarlarca gezegen. Jüpiter’e dünyamız gibi bin tane gezegen sığar. Dünya 4 milyar 600 milyon yıl önce büyük bölümü hidrojen olan  yıldızlar arası gaz ve tozun yoğunlaşmasından oluştu. Hidrojen ise bundan on ya da yirmi milyar yıl önce oluşan ve Kosmos’u başlatan “büyük patlamada” meydana gelmiştir. Evrenin her yeri %99 oranında hidrojen ve helyum denilen iki basit yapılı elementten oluşmuştur. 4 milyar yıl sonra tüm canlıların temeli olan hücre mekanizması oluştu. Yıldızlardaki temel malzeme ile insanın, ağacın, kekin malzemesi aynıdır.

Dünya yeniden ve tüm fiziksel özellikleriyle yaratılacak olsa insana benzer bir yaratığın yeniden var olması çok zayıf bir olasılıktır. Evrim sürecinde rastlantının payı çok büyüktür. Evren aynı anda büyük patlama ile var olduğuna göre sonsuz evren boşluğunda insana benzer canlıların olma olasılığı vardır ancak kişiye milli piyango bileti çıkması gibidir. Bilimsel çalışmalar bir trilyonu aşan gezegen tahmin ediyor. 100 milyar gezegende yaşanabilen bir dünya olduğu görüşünü savunuyor. Bu 100 milyar gezegen içinde ancak %1 inde teknik uygarlığın gelişebileceğini düşünüyorlar. Böyle bir uygarlık var ise dünyamıza yakınlığı iki yüz ışık yılıdır. Bugün onlara radyo frekansı ile haber göndersek, onların bu mesajı almaları için 200 yıl gerekmektedir.

İnsana benzer canlı var ise bizden daha gelişmiş mi yoksa daha az mı gelişmiştir !? İnsanlık M.S 5 yy ile 15 yy arası  1000 yıl boyunca neredeyse karanlıkta yaşamıştır. Rönesans’a kadar geçen karanlık dönemi başka gezegenlerde var olabilecek uygarlıklar yaşamayıp aynı hızla devam ettilerse bizden çok daha ilerde bir uygarlıkları olabilir.

Bu  açıdan bakıldığında ; M.Ö 5 yy da İyonya denilen bölgede muhteşem bir uyanış baş gösterdi. Atomun varlığına, hastalıkların Yaradan veya Şeytan işi olmadığına, dünyanın güneş etrafında dönen bir gezegen olduğuna inanan insanlar ortaya çıkmaya başladı. Anaksimandros Darwin’den asırlarca önce hayatın çamurda başladığı ve ilk hayvanların bel kemikli balıklar olduğunu ortaya attı. Bugün adı Kos olan adada Hippokrates tıp geleneğini yerleştiriyordu. Demokritos “atom” kelimesini buluyordu. Yunanca “kesilmesi olanaksız” demektir.

M.Ö 3 yy dan sonra  İskenderiye de Eratosthenes dünyanın yuvarlak olduğunu dile getiren ve çevre ölçüsünü tam olarak ölçebilen ilk insandır. Kolomb, yolculuğunu Eratosthenes’in hesaplamaları sayesinde gerçekleştirmiştir. Leonardo da Vinci’ye kadar makineler alanında rastlanan en büyük deha Arşimet İskenderiye okulundandır.  İskenderiye Kütüphanesinde, bundan 2000 yıl önce antikçağın en parlak matematik, fizik, biyoloji, astronomi, edebiyat, coğrafya, ve tıbbın sistemli öğrenimine ilişkin temelleri atılmıştır. İskenderiye Kütüphanesinin M.S 5 yy da yıkılmasıyla eski dünyanın beyni ve kalbi de sökülmüştür. M.Ö 6. Yüzyılda başlayan derin entelektüel ve ruhsal uyanış M.S 5.yy da böylece duracak 15. Yüzyıldaki İtalya Rönesans’ına kadar insanlık  karanlıkta kalacaktı.

Kepler 16.yy da “Bir gün gök gemileri ile uzayda yolculuğa çıkılacağını ve gökleri korkusuz kaşiflerin dolduracağını” söyledi. Newton ise “ Evrensel Çekim Yasası” nı buldu. Kepler ve Newton insanlık tarihinde çok önemli bir geçiş dönemini ifade eder.

  1. yüzyıldan 18. Yüzyıla kadar Hollanda’dan Çin’e yapılan yolculuk iki yıl sürüyordu. 20.yy da uzay araçları iki yılda dünyadan Jüpiter’ e gidebiliyordu artık.

Uzaydan dünya yıldızlar kenti arasında bir ışık noktası gibi görüldüğü izlenince etnik, dinsel ya da ulusal söylemler manasızlaşıyor doğrusu. Ortalama 15 milyar yıl  önce hidrojen atomundan başlayıp nerelere gelmişiz. Destansı bir mitoloji.

Sosyal Medyada Paylaşın!

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!