İNSANOĞLU AYAĞA KALK – David Icke

18 Ağustos 2021by Murat KARTALKAYA0

 

Son zamanlarda okuduğum en ağır kitap oldu.  Çok zorlandım okurken. Zaten konular karmakarışık, bir de 712 sayfa ile kitaptan çok ansiklopedik duruşu insanı yıpratıyor ne yalan söyleyeyim. Okunması çok zor ama herkese okumasını öneririm. Lütfen adamın her yazdığını kanun gibi okumayın. Çünkü çok fazla konu, detay, düşünce barındırıyor ve üstüne üstlük komple teorisi üzerine kurgulandığı için insanları kolayca etkileyebilir.

Kitap aslında son derece spiritüel başlıyor. “Hepimiz okyanusta bir damlacığız, hem damlayız hem okyanusun kendisiyiz.” “Zaman, yer fiziksellik bizim beş duyumuzla hapis olduğumuz dünya, gerçeklik bu değil” . “Her şey enerjidir” filan gayet güzel giderken bir anda kendinizi Sümer tarihinde buluyorsunuz.

Oradan sonra işler karışıyor.  Sümerlerin Yahudi Hazarlar’a gidiyoruz. Hazarlarla, Macarların Sümer kökenli akraba olduğuna geliyoruz. Sümer dilinin günümüzdeki Türkçe, Moğolca, Macarca ve Fince ile oldukça çok hece ve gramer yapısı barındırdığını öğreniyoruz.  Oradan birden Hibrit soy, Altın kana geçiyoruz. Kafkas, Çin ve Türk genetik kombinasyonunun  hibrit soy için çok önemli bir kraliyet soyu olduğunu öğreniyoruz.

Buradan doğal olarak İllimünatiye bağlanıyoruz. Buradan sonrası klasik İllimünati  komplo yazarlarının yazdığı detaylar, konular tarihler.  Elit soy yani Rolthschild ler ve İllimünati tüm dünyayı, tarihi, insanları, insanların kaderini belirliyor. Siyonizm, Yahudilerin değil İllimünatinin perdesi. Suudi sülalesi Yahudi kökenli. Dünya savaşını çıkaranlar aynı. Savaşın iki tarafını da Rothschild ailesi. Hitler ve pek çok Nazi üst yöneticisi aslen Yahudi. Hitler’i destekleyenler Rothschild ailesi. Dünyadaki tüm iktidarlar, siyasi partiler , sağ ,sol, orta görüşten olmaları farketmeksizin tüm siyasi aktörler; medya, eğlence sektörü, ilaç sektörü, gıda sektörü; Nato, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Unesco, Varşova Paktı..vs. Tüm bunların tek yöneticisi var. Rothschild ailesi ve İllimünati.  Buraya kadar tamam. Sonrasında iş çığırından çıkıyor.

Bu “Elit Soy” değil her şeyi yönetenler uzaydan gelen “SÜRÜNGENLER” .  Sürüngenler gelmeden önce İnsanlık “Altın Çağ” yaşıyordu. İnsanlar çift cinsiyetliydi, sonsuz kaynakla iletişim halindeydi. Birbirleriyle telepatik yolla anlaşıyorlardı. Sadece birbirletiyle değil, tüm evren ile. Sürüngenler,  Sonsuz kaynakla iletişimi kopardı ve kadın erkek ayrımı çıktı. Aslında Kuran daki cennetten kovulmaya çok benziyor. Bir sürüngen olan yılan yasak meyveyi yemeye ikna edince “edep yerleri ortaya çıktı ve edep yerlerini yerden buldukları incir ağacı ile örtüler.” Ayetiyle uyumlu.

Sürüngenler İllimünati aracılığıyla insanları kullanıyorlar.  İnsanları aydan manipüle ediyorlar. Astrolojideki ay takıntımız buradan geliyor herhalde.  Ayrıca Mars da ve dünyada yer altı üstleri var. Dünya sürüngenler için bir besin kolonisi, büyük bir çiftlik ya da hayvanat bahçesi.

Şimdi boşta ve sıkıntılı bir dönemine geldiyse  David’in. “Sürüngenler Dünyayı  İstila ediyor” filmini ardından “Matriks “ filmini seyredip iki Kuantum kitabı okuyup üzerine bir de Ayahuasca çektiyse bu kitabı yazması normal diyeceğim ama kitapta gerçekten ciddi bir bilgi, yaratıcılık ve emek var. Buna haksızlık etmiş olurum.

Kitap ilerledikçe olay iyice beyin yakıyor.  Hani bazı jetler arkalarında buhar bulutu bırakır ya gökyüzünde, buna insanların genetiğiyle oynamak için  kimyasal püskürtme yapıyorlar diye anlatıyor. Bu konuyu yılladır duyarım ben meğerse bu kitaptan kaynaklanıyormuş.  Tasarruflu ampuller insanların zihnini ve enerjisini titreşimsel olarak etkileyip sonsuz bilgelikle iletişimini engelliyormuş. Kutup ayılarının sayısı azalmıyor aslında artıyormuş. Azalıyor tezi küresel ısınma teorisyenlerinin göz boyamasıymış. En çok üzerinde durduğu konu ise aşı ve ilaç sektörü

İlaç sektörü ve aşı  İllimünatinin yani sürüngenlerin insan ırkını yok etmek için kullandığı en büyük silah. Havadan kimyasal püskürtüyorlar, medya ile bilinçaltımızı  etkiliyorlar, siyasilerle yanlış yönlendiriyorlar, genetiği oynanmış gıdalarla zehirliyorlar,  ampullerle beynimizi yakıyorlar ama tüm bunlar yetmiyor. Bir de aşı ile bizi  tamamen kapana sokuyorlar.

Aşı, zihin ve beden üzerinde yaptığı etki nedeniyle SÜRÜNGEN GLOBAL FAŞİST DEVLETİN  insanları bilinçten koparmak için öne sürmüş olduğu bir araçmış.  Böylece insan bağışıklığını kaldırıyor, insana çip takılıyor, ortak bilinçten uzaklaştırılıp köle yapılıyormuş. Sakın bunları Covid için yazdığını sanmayın. 2009 yılındaki “Domuz Gribi “ için yazılmış bunlar.  Elit kişileri ve siyasileri muaf tutup tüm insanları Domuz gribi aşısı ile köle durumuna getireceklermiş.  Böyle olmadı tabi. Domuz gribi unutuldu gitti. Sürüngenler  Corona da akıllanmış olmalılar ki önce siyasetçileri ve elitleri aşılıyorlar. Aşı derken sadece Domuz veya Covid aşısından bahsetmiyor. Tüm aşılara karşılar. Çocuk felci, çiçek, verem. Tüm bu aşılar insanları köleleştiriyormuş.

Yazar hızını alamıyor. Kahinliğe de soyunuyor kitabın ilerleyen bölümlerinde. İsrail, Kuzey Kore, İran veya Hazar Denizi kıyı ülkelerinden birinin  tetikleyeceği Üçüncü Dünya savaşı çıkacağını ve bu savaşın sonunda tek dünya hükümeti kurularak dünyanın tamamen sürüngenlerin eline geçeceğini öngörüyor.  Tüm bunları söyledikten sonrada açık açık insanlığı tehdit ediyor.  Sürüngenler uzayda silah ağı kurmuş, baş eğmeyen grupları veya ülkeleri yok edecekmiş. Yani boşuna direnmeyin diyor.

Yazarın geçmişine bakınca bu kadar  teknik ve tarih bilgisine sahip olmasına şaşırıyorsunuz.  15 yaşında İngiltere Premier liginde futbol oynamaya başlıyor. En verimli olacağı çağda, 21 yaşında Romatoid astrit hastalığı yüzünden futbolu bırakmak zorunda kalıyor.  BBC de spor sunuculuğu yapıyor. Oradan da ayrılıp bir süre işsiz kalıyor. Sonra Yeşiller partisine katılıp parti sözcülüğüne kadar yükseliyor.  Oradan da ayrılıp yazarlığa başlıyor. 37 yaşında ise aydınlanmaya başlıyor.  Bir medyuma gidiyor. Medyum yazara “sen bir mesajcısın. Bilgiyi bazen bulacaksın bazen direk sana gelecek” diyor. Ardından iki üç şaman ile tanışıyor. Ve Bu tür aydınlanan insanların olmazsa olmazı “Ayahuasca Ayinine” katılıyor. Ondan sonra milyonlar satan bu kitapları yazmaya başlıyor.

Bu tür aydınlanan kişilerin yazdığı ve milyonlar satan o kadar çok kitap var ki piyasada, inanılır gibi değil. Aslında Hristiyan kültürle yetişmiş bu yazarların bu şekilde aydınlanmaları normal. Çünkü kültürlerinde Pavlus var.  Azılı Hristiyan düşmanı bir Yahudi  Saul iken bir gece aydınlanıyor ve Hrisitiyan’ığı yayan ve İncil’in içinde hatıraları kutsal sayılan Pavlus’a dönüşüyor.  O yüzden her Hrisitiyanın böyle aydınlanma yaşaması ve müjdeci olması  normal.

Normal olmayan Müslümanların bir günde aydınlanması ve müjdeci olması. Pavlus karakterinin Müslümanlıktaki  benzeri Hz Ömer bence. Ömer, azılı bir Müslüman  düşmanı iken kız kardeşinin evinde gizlice dinlediği Kuran dan etkilenip bir anda Müslüman oluyor. Ama o kadar. Hikaye burada bitiyor. Sonradan Mezhep kurucuları çıkıyor. Hz Muhammed in ölümünden en az altmış yıl sonra.  Onlardan sonra ise kurucuların çırakları nedense Pavlus oluyor. Her biri Kuranı nerdeyse yeniden yazıyor.

Sosyal Medyada Paylaşın!

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!