Haftanın Ardından../ 08 Ocak 2021

A.B.D./ Sanırım bu haftanın en önemli gündemi Georgia Senato seçimleriydi. ABD yi bilen tüm uzmanların ve bilmeyen astrologların dediği gibi oldu, seçim sonu ABD karıştı. Hep başka ülkelerde darbe yapmaya alışık ABD, salgın yüzünden evden çıkamadığından darbeyi kendi evinde yapmaya çalıştı ::)) Vallahi ne yalan söyleyeyim ben bu kadar abartılacağına hiç olanak vermemiştim. Olaylar çabuk yatıştı. Cumhuriyetçi temsilciler, senatörler, valiler, yargıçlar bile 1787 de temelini attıkları Anayasal düzenlerine sahip çıktılar.

Artık 2022 yılına kadar Beyaz Saray, Senato ve Temsilciler meclisi Demokrat Partinin yönetimine geçti. “Mavi Dalga” denen olay gerçekleşti. Yeni yönetimin birlik içinde olması ABD nin, dolayısıyla dünya ekonomisinin daha çabuk toparlanmasına yol açacağı, ABD- AB ilişkilerinin yeniden düzeleceği, dünyayı daha demokratik, çevreci, barışçıl bir anlayışın egemen olacağı görüşü hakim. Borsalarından anladığım zaten bunu bekliyorlarmış. Seçim boyunca hiç satış yemedi, hatta Mavi Dalgayı coşku ile yukarı tırmanarak karşıladı. Burada sorun “Beklenti Gerçekleşti” mi !?

Türkiye açısından ise zor bir dönem olabilir. Çünkü demokratlar S-400 konusu gündeme geldiğinden beri Türkiye’ye yatırım uygulamak için haddinden fazla istekliydiler. Konuyu Trump sürekli rafa kaldırıyordu. Önümüzdeki dönemde Trump’ın konuyu ısrarla rafa kaldırmasının ardında yatan bir neden olup olmadığını öğrenebiliriz. S-400 ile ilgili ek yaptırımlar gelebilir ki, yaptırımlarda hafif maddeler hakkımızı kullandık daha önce.

ENFLASYON. Bu haftanın diğer gündemi TÜİK tarafından %14.60 olarak açıklanan yıllık enflasyon oldu. TÜİK enflasyonu kimse tarafından gerçekçi bulunmuyor. Sonuçta herkes bakkala, manava gidip alış veriş yapıyor. ENAGRUP’a göre ise yıllık enflasyon %36.72. Hadi ikisinin ortasını alalım. Demek ki enflasyon %25 civarında. TÜİK üfe yıllık artış oranı ise %25.15. Demek ki bir iki ay daha enflasyonumuz yükselecek. Dünyanın en yüksek enflasyonuna sahip 15.ülkeyiz. İlk 14 ülke Güney Amerika ve Afrika ülkelerinden oluşuyor. Şimdi bu yüksek enflasyon olasılığı faizlerin yeniden artmasını gündeme getirecek. Tasarruf faizlerinin artması kredi faizlerinin artması demek. Kredi faizleri, borç kırbacına daha fazla dayanamayacak girişimci demek. Yani ticaretin, üretimin yavaşlaması demek. 2003 yılında olduğu gibi döviz fiyatının üçte bir oranında düşeceğini, döviz borçlanarak büyüyeceğimizi kimse düşünmüyordur herhalde.

2020 yılında Türkiye ekonomisine yön verenlerin zor durumu daha da kötüleştirdikleri, yangına benzin sıktıkları gün gibi ortaya çıktı. “Faizi %8.25 de tutacağız” inadı Türkiye’nin 130 milyar dolar civarında rezervinin buharlaşmasına sebep oldu. Üstelik şimdi faizler %17 ye geldi ama yetmiyor, daha da artacak gibi duruyor. Artmazsa döviz artacak. Neden çünkü MB ı toplam rezervi (altın dahil) 93 milyar dolara düştü. 2020 yıl sonu itibariyle döviz rezervi 50 milyar dolar civarında. Swapları düşünce direk 50 milyar dolar civarında eksideyiz. Yani kasada döviz yok.

DIŞ TİCARET. Ticaret bakanlığı Aralık 2020 dış ticaret rakamlarını açıkladı. İhracatımız %16 ve İthalatımız %12 civarında artmış. Geçen ay kasım verilerini yorumlarken “ihracatımız düşmüş, ithalatımız artmış, çünkü üretmek ve ihracat yapmak için ithalata gerek” var demiştim. İthalat gelince ihracat yapacak üretimi yapmışız. 2020 yılının tamamını dikkate alırsak bir önceki yıla göre ihracatımız %6.26 azalarak 169.5 milyar dolar olurken, ithalatımız %4.32 artarak 194.2 milyar dolar oldu. Döviz sepeti olarak dikkate alırsak ( %50 usd+%50 Avro) 2019 sonu 6.31 iken 2020 sonunu 8.27 ile kapatmışız. Yani %31 civarında ucuzlamışız. Normalde ihracatımızın patlaması gerek ama nerdeee !!??

BBDK … Son iki yılda ortaya çıkan pek çok gereksiz yasa veya kararnameden biri olan bir düzenleme daha devreden kalkıyor gibi. “Finansal piyasalarda manipülasyon, yanıltıcı işlem ve uygulamalara ilişkin” yönetmelikte değişikliğe gidecekmiş. Çünkü manasız ve ucu açık bir yönetmenlikti. Daha çok muhalif fikirleri susturmak için anti demokratik bir karar olarak yorumlanıyordu. Amerika’yı yeniden keşfediyoruz ama yapacak bir şey yok.

2021 Türkiye Ekonomik Büyüme; Dünya bankası Türkiye için Ekonomik büyüme beklentisini 2021 için %4.5 ve 2022 için %5 olarak açıkladı. Hepimiz biliyoruz ki krizden çıkışta bu büyüme rakamları Türkiye için can sıkıcı olacaktır. 2008 ve 2009 Global krizinin ardından 2010 ve 2011 yıllarında Türkiye sırasıyla %8.9 ve % 10.7 büyümüş Türkiye’yi 2013 e kadar başarı ile taşımıştı. %4 – 5 civarında büyüme ülkenin makro rakamlarını, şirket rakamlarını güzelleştirse de vatandaşın dar boğazına çare olamayacağı gibi tepkisini büyütebilir.

ASGARİ ÜCRET .. Bu konuda işçi – işveren barışını bozacak söylemler var. Global bir kriz var. İşçinin olduğu kadar işverenin de ekonomik durumu bozuldu. Asgari ücrete zam yapmayıp da, o parayı küvete kuş sütü doldurup banyo yapıyorlar. 1980 öncesi çağrışımlar komik oluyor artık. Her kesim kendi ölçeğinde ciddi etkilendi. Burada sorun, devletin iki taraftan da vergiyi alırken aslan kesilip desteğe gelince iki grubu baş başa bırakıp aradan çekilmesi. Asgari Ücretten alınan vergiyi bir yıl almayacak güçlü bir devlet olmalıydık şimdiye kadar. Asgari ücrete AKP iktidarı 2003 den beri, “enflasyon+3 puan” civarında zam yapıyor. Seçim beklentisi veya kararı olan yıllarda ise “enflasyon+ 7 ve üstünde” zam yapıyor. 2020 yılı zammının “enflasyon+10 puan” olması benim dikkatimi çekti, bilmem sizin dikkatinizi çekti mi ?!

CORONA SALGINI.. İngiltere nüfusunun %2 si coronaya yakalandı. Londra da acil durum ilan edildi. Aynı şekilde dünyanın diğer ucu Tokyo’da OHAL ilan etti. Tüm dünya geçen sene Nisan ayında tepe yapan ilk dalganın %40 civarı üstünde. Yani ikinci dalga dünyayı vuruyor. Buna rağmen piyasalardaki geçen sene görülen panik yok. Sanırım dünya salgının bu bahar ile birlikte etkisini yitireceğine ve aşının çare olacağına inanmış. Bende inananlardanım. Zaten salgınların istatistik geçmişlerine bakarsanız bir ve ikinci dalgayı yapıp iki yıl içinde etkisini kaybettiğini görürsünüz. Dünya bilerek ya da bilmeyerek bu moda girmiş. Dengeyi aşının çare olmadığının kanıtlanması bozar ki, Allah korusun.

PETROL FİYATLARI.. Brent petrol 40 dolar ve altının onsu 2000 dolar civarında iken “Ben olsam altın yerine petrol alırım” demiştim. Dünyanın yaşamak için çalışmak zorunda olması, bahar ile birlikte salgının etkisinin azalacağı beklentisiyle birleşince petrol fiyatı artmaya başladı. Bu hafta OPEC toplantısından petrol üretimi kısıntısı haberi çıkınca brent petrolü 55 dolara itti. Salgının durduğu, aşının çare olduğu, ekonomik büyüme tahminlerinin arttığı günlere doğru bence daha da artacak.

Sosyal Medyada Paylaşın!
Murat KARTALKAYA

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!