Dar Koridorda Siyasi Partilerimiz.

7 Aralık 2020by Murat KARTALKAYA0

Sn. Acemoğlu ve Sn. Robinson’un yazdığı “Dar Koridor” kitabını okurken benzer bir koridorun siyasi partilerde de var olabileceğini düşündüm. Ve takip edebildiğim kadarıyla Türkiye’deki dört siyasi partiye uygulamaya çalıştım. İlgili yazarların affına sığınıyorum. Umarım onların fikirlerinden ilham aldığım için onları kırmamışımdır. Nereden haberleri olacak diyebilirsiniz. Haberleri olması önemli değil, onlara karşı istemeden hatalı davranmış olmak kesinlikle istemem.

Öncelikle dar bölge ya da benim anlatımımdaki denge bölgesi ne onu anlatayım. Denge bölgesi siyasi partide lider ile delegenin ağırlığının dengelendiği bölgedir. Siyasi partide sadece liderin dediği olursa despotik liderlik vardır. Yeni fikirler, gelişme, özgürlük, demokrasi partide hayat bulamaz. Sadece delegelerin dediğinin olduğu, her delegenin veya delege grubunun başka bir yöne gittiği, en doğru fikrin kendi fikri olduğunu savunan gruplardan oluşan partiler lidersiz partilerdir. Bir hedef doğrultusunda bir araya gelemezler. Başı kesik tavuk gibi savrulur dururlar.

Adalet ve Kalkınma Partisi ; Parti 2001 yılında kurulduğunda son derece dengeliydi. Bir lider ve birden çok eş lider vardı. Hemen her sosyal ve siyasi çevreden delegeleri vardı. Delege sesi, sokağın sesi çok önem taşıyordu. Hem yurtiçi Sivil Toplum Kuruluşları, cemaat ve tarikatlar ile hem yurt dışı finans ve sosyal kurumlarla son derece seviyeli, dengeli ilişkileri vardı. 2013 yılı ile birlikte AKP dengeden uzaklaşmaya despotik liderliğe doğru gitmeye başladı. Sivil toplum kuruluşları ve cemaatler ile bağları kopmaya başladı. Eş liderler birer birer partiden uzaklaştırıldı. Zamanla yurt dışı kurumlarla ilişkiler bozuldu. Parti git gide tek bir kişinin egemenliği altına girdi. Etrafında sadece onu alkışlayacak takım arkadaşları kaldı. Daha çok son üç, beş yılda dışardan gelenler liderin çevresini iyice kapattı. Lider tek söz sahibi olmanın inanılmaz cazibesine kapılıp git gide daha yalnız kaldı. Lider ile aynı görüşü benimsemeyen eski yol arkadaşları hızla partiden uzaklaştırıldı. Artık tek bir lider vardı ve o AKP demekti. AKP artık koridorun dışında despotik liderlik bölgesinde. Lider gittiği anda anlaşılıyor ki, parti de kalmayacak. DYP, ANAP, DSP gibi kaybolup gidecek. Tekrar denge koridoruna dönebilirler mi!? Partinin içinde bunu sağlayabilecek gruplar da yok, lider adayı da yok.

Cumhuriyet Halk Partisi ; 1923 yılında güçlü bir lider, güçlü pek çok eş lider ve pek çok güçlü grubun himayesinde kuruldu. Atatürk, olağan üstü bir kişilik ve büyük zaferin baş kumandanı olmasına rağmen parti denge unsurlarından biriydi. Parti ilk kurulduğu zamandan beri devlet partisi olduğundan sürekli denge bölgesi ile despotik bölge içinde gidip geldi. Hiç bir zaman delege gücü lider gücünün üstüne çıkamadı. Parti ülkenin lokomotifi olmak için kurulmuştu. Ancak kurulduğu dönemden beri tek adam anlayışına da sıcak değildi. O yüzden sürekli delegenin, grupların gücü lideri zorladı. İnönü gibi bürokratik bir lidere karşı Ecevit delegeler ile genel başkanlığı almasını bildi. CHP, zaman zaman denge bölgesine girsede genelde bölgenin hemen üstünde lider gücü ağır basan bir parti oldu. Ama asla AKP gibi despotik bir parti olmadı. Bugünlerde bile Muharrem İnce hareketi var, Dip Dalga hareketi var. Bu iki hareketde asla ve asla AKP de nefes alamazlardı.

Milliyetçi Hareket Partisi ; 1969 yılında kurulan tam bir lider partisidir. İlk kurulduğu günden itibaren Türkeş ve MHP aynı anlama geliyordu. Ülkücü dernekler denge unsuru değil, liderin gücünün simgesiydi. AKP ilk kurulduğunda Erdoğan ile aynı anlama gelmiyordu. Türkeş’in vefat ettiği 1997 yılına kadar da MHP ve Türkeş aynı şeydi. Yani tam bir lider partisi. Despotik liderliğe kadar gitti mi, tam hatırlamıyorum. Ama günümüzde tam bir despotik liderlik halinde. 1997 genel başkan seçimleri MHP yi denge koridoruna oldukça yaklaştırmıştı. Altı aday yarıştı. En son Bahçeli ve Tuğrul Türkeş kaldı. Bahçeli, liderin oğlunu geçerek koltuğa oturdu. Takip eden yıllarda denge koridoruna yaklaşmaları seçimlerde partiye ciddi başarı getirdi. 2015 yılında MHP nin denge koridoruna girmesi için büyük bir şans ayağına geldi. Delege erken kurultay istedi. Genel başkanlık için adaylar çıktı. Kızılca kıyamet koptu kurultay bir türlü yapılamadı. Başkan adayları, parti ile mahkemelik oldu. Seçim olsaydı büyük olasılık MHP, denge bölgesinin içine adım atabilecekti. Ne yazık ki güçlü liderlik geçmişi ağır bastı ve Bahçeli partide tek adam oldu. Hızla despotik liderliğe çıktı. Bahçeli ile aynı görüşte olmayan hatta ondan izinsiz konuşan bile partiden uzaklaştırıldı. Tamamen lider odaklı bir parti, sonrasında ne yapacak !?

İyi Parti ; Bence tam bir delege partisi olarak kuruldu. MHP yi denge bölgesine taşıyamayan delege neredeyse el birliği ile İyi Partiyi kurdu. İlk başlarda sürekli liderlik sorunu yaşadı. Yavaş yavaş Akşenir’in liderliği partide kabul görmeye başladı. İyi parti’nin Delege bölgesindeki duruşu zamanla diğer siyasi parti üyelerinden de üye çekmeye başladı. Parti çok kısa zamanda kendi partisinde kendini ifade etme şansı bulamayanların cankurtaranı oldu. Bu durum ilk başlarda partiyi biraz daha denge koridorundan delege bölgesine doğru itti. Halen denge bölgesinde mi emin değilim. Sanki gruplar ve delege bir tık daha önde. Aytun Çıray ve Ümit Özdağ hareketleri pek çok partide ihraç sebebiydi. İyi Parti’de sakin karşılandı. Ümit Özdağ ihraç edilmek için resmen liderin gözüne çomak soktu buna rağmen Akşener sert tepki vermedi. İl başkanlarının talebi ile ihraç yolu açıldı.

Türkiye’de siyasi partiler lider gücü ağırlıklıdır ya da hızla oraya yönelirler. CHP denge koridoru ile onun hemen dışında lider bölgesi arasında duran bir parti. İyi Parti de denge koridorunun hemen dışında delege gücü bölgesinde duran bir parti. Umalım ki tüm partilerimiz hızla denge bölgesi içine girsin ve orada kalsın. Ancak şimdilik görülen bu dört parti içinde ikisinin böyle bir şansı var.

Sosyal Medyada Paylaşın!

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!