BÖYLE BUYURDU ZERDÜŞT

Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Kitaba ilk başladığımda nedense kendimi Yedi Uyuyanlar Efsanesi’ni okur gibi hissettim. Sonra, bazen Siddhartha’nın, Budist öğretilerine gittim, bazen Mevlana’nın Mesnevisine. Hatta zaman zaman Pavlus’un ( İncil) anlattıklarını okur gibi oldum. Zaman zaman “Ne diyor bu yahu” karmaşasına düştüm.

Neden Zerdüşt koymuştu ismini ? Zerdüştlüğe bir özenme mi diyeceğim emin olamadım. Zerdüştlük hakkındaki bilgim çok yüzeysel. Tek tanrılı dinlerden, peygamberlerine Zerdüşt deniyor ve iyi-kötü felsefesi dinin temelinde. M.Ö. 7 yy dan M.S. 7 yüzyıla kadar hüküm süren, günümüzde ise yeraltına inip mensupları çok azalan bir din. Hava, Su, Ateş ve Toprak olarak dört elementi kutsal görüyorlar ve güneşe dönerek ibadet ediyorlar. Bu yazdıklarımdan kitapta var olan sadece iyi-kötü felsefesi. Pek çok yerde bundan bahsediliyor. Zerdüştlüğü okumuş etkilenmiş olabilir. Çünkü antik tarihe ve medeniyetlere hakim bir filozofmuş Nietzsche. Zerdüşt’ün kovulmuş olması, iyi – kötü (Yin, Yang) ve Antik medeniyetlerdeki asiller ile ayak takımı sosyal tabakaları gibi kavramlardan faydalanıyor.

Yaşama, tarihe, dine, spiritüelliğe dair her şey var kitapta. Benim okuduğum pek çok mezhep ve tarikat liderinden daha akıcı, daha zeki, daha yaratıcı kavramlarla dolu kitap. Zamanından nasıl tarikat haline gelmemiş ve müritleri olmamış hayret.

Bana en ilginç gelen ise Nietzsche’nin Hitler ve Nazizme ilham kaynağı olması. Vallahi şaşırdım. Kitapta sık sık bahsedilen “üstün insan” kelimesini “ Ari ırk” olarak mı yorumladılar acaba !? Ya da algı ile ilgili bir şey. Ben Kuranı okuduğumda veya “Allah-u Ekber” sözünü duyduğumda tekliği, birliği, huzuru, barışı, insana, hayvana, doğaya sevgiyi duyuyorum. Ama, bazılarında Kuran ve “Allah-u Ekber” kafa kesme, tecavüz, eziyet ve işkence etkisi yaratıyor. Üstelik bu adamlar hakiki Müslüman olduğuna inanıyor. Katil ruhlu isen dünyanın en masum yazısını ölüm fermanı gibi okuyabiliyorsun belki de.

Kitabı çok beğendim. Coşku ile, düşünerek, kolayca okudum. Kitapta geçen ve beni bir, iki tık daha çok etkileyen bazı cümleleri derledim ;

“ Ey güneş. Aydınlattıkların olmasaydı şayet, neye yarardı mutluluğun !”

“Solucandan insana dek uzanan bir yol var arkamızda fakat pek çok yanınız halen solucan. Bir zamanlar maymundunuz ve insan şimdilerde de herhangi bir maymundan daha maymun.”

“Kirli bir akarsuyu pislenmeden içine alabilmek için, bir deniz olmak gerek.”

“Beni anlamıyorlar, ağzımdan çıkan sözler bu kulaklara göre değil”

“Artık zengin ve fakir olunmaz. İkisi de çok zahmetlidir. Kim hala hüküm sürmek ister, kim itaat etmek ister. Her ikisi de çok zahmetlidir.”

“Açları doyuran, kendi ruhuna can katarmış; böyle der bilgeler.”

“Canlı arkadaşlara ihtiyacım var, istediğim yere taşıyabildiğim ölü ve cesetlere değil.”

“Hedefime gitmek istiyorum, yolum bu benim. Tereddüt edenlerin ve üşenenlerin üzerinden sıçrayacağım.”

“ Uyumak hiç de hafife alınacak bir iş değildir, bütün gün onu beklemek gerekir. İnsan günde on kez kendi nefsini yenmek zorunda kalır, bu ise tatlı bir yorgunluk verir ve ruhun haşhaşıdır.

Günde on kez kendinle yeniden barışmak zorunda kalırsın, çünkü nefsini yenmek acı verir ve dünya ile barışık olmayan iyi uyuyamaz.

Gün içinde on gerçek bulmak zorundasın, yoksa geceleri gerçek ararsın ve ruhun aç kalır.

Günde on kez gülmek ve neşeli olmak zorundasın, yoksa gece olunca hüznün babası midene rahatsızlık verir.

İnsanın iyi uyumak için tüm erdemlere sahip olması gerektiğini çok az kişi bilir.

Ne çok şan, şöhret isterim ne de büyük hazineler; bunlar dalak iltihaplanmasına neden olur. Fakat insanın lekesiz bir ismi ve küçük bir hazinesi yoksa iyi uyuyamaz.”

“Düşüncelerinin ve duygularının arkasında çok güçlü bir efendi, meçhul bir bilge vardır, kardeşim; onun adı Benlik’tir. Bedeninde oturur, bedeninin bizzat kendisidir.”

“Kıskançlık alevleri kimi sararsa, o kişi sonunda, aynı akrepler gibi zehirli iğnesini kendisine karşı kullanır.”

“Bilgelik bir dişidir ve her zaman yalnızca bir savaşçıyı sever.”

“Hayatı taşımak zor fakat bu kadar çıtkırıldım olmayın! Biz hepimiz sırtına yük bindirilen erkek ve dişi eşekleriz.”

“Hayata duyduğunuz sevgi, en yüksek umudunuza duyduğunuz sevgi olsun ve en yüksek umudunuz, hayatın en yüksek fikri olsun”

“Devlet, tüm soğuk canavarların içinde en soğuğudur. Yalanı da soğuktur; bu yalan ağzından “Ben devletim, yani halkım” şeklinde çıkar.”

“Büyük ruhlara hala özgür bir hayat açık. Az malı olanın, çılgınlığı da az olur. Şükürler olsun fakirliğe.”

“Sen bir taş değilsin, fakat damlalar içini boşalttı bile. Bu damlalar seni sonunda kırıp parçalara ayıracak.”

“İnsan çoğu zaman saldırılara açık olduğunu gizlemek için saldırır ve birisini kendine düşman eder”

“Neye benzediğini öğrenmek için, dostuna hiç uyurken baktın mı? Dostunun yüzü neye benzer acaba? Dostunun yüzü, kaba ve kusurlu bir aynada gördüğün kendi yüzündür.”

“Dostun için temiz hava, yalnızlık, ekmek ve ilaç oluyor musun? Bazıları, kendi zincirlerini çözemese de, dostu için kurtarıcıdır.”

“Karşılaşabileceğin en kötü düşman her zaman bizzat kendin olacaksın. Kendi kendine mağaralarda ve ormanlarda pusu kuracaksın.

Kendi kendinin kafiri olacaksın ve ayrıca cadısı, kahini, budalası, kuşkucusu, uğursuzu ve kötü adamı.”

“Sevginle birlikte yalnızlığına ve yaratıcılığına yürü, kardeşim; adalet çok sonraları ve topallatarak gelecek arkandan.”

“Küçük bir öç, hiç öç almamaktan daha insanidir.”

“İkilik iradesi olarak tanımlıyorum evliliği, onu kuranların her birinden daha fazlası olan bir birlik. İstenci bu olanların birbirine duyduğu karşılıklı saygı olarak tanımlıyorum evliliği.”

“Yalnızca çoğalmamıza değil, gelişmemize de vesile olsun evliliğin bahçesi “

“İnanın bana kardeşlerim! Erken öldü İsa; benim yaşıma gelebilseydi, kendi öğretisini inkar ederdi. İnkar edebilecek asalete sahipti”

“İnsan, idrak eden kişi için, yüzü kızaran hayvandır.”

“ Dilenciler ise tamamıyla kaldırılmalı. İnsan onlara bir şey verdiğinde de, vermediğinde de öfkeleniyor.”

“Ve tanrılarına olan sevgilerini, insanı çarmıha germekten başka bir şekilde ifade edemediler.”

“Öç almak istiyoruz ve bize benzemeyen her şeye küfretmek diye ant içer tarantula kalpleri.”

“ Uşak olmak zorundaysan, hizmetinin en yararlı olacağı kişiye seç kendine.”

“Ey bilgeler, kötü şeylerden bahsedelim. Susmak daha kötüdür; bastırılan gerçekler zehirli hale gelir.”

“ Siz de dünyayı ve dünyevi olanı seversiniz, bunu görüyorum. Fakat sevginizde utanç ve vicdan azabı var, aya benziyorsunuz.”

“Ah, siz hassas riyakarlar, şehvet düşkünleri! Şehvetin masumluğu eksik sizde ve bunun için kara çalıyorsunuz şehvete.”

“Özgürlüğü severim ve taze toprağın üzerindeki havayı; onların onur ve saygıdeğerlikleri üzerinde uyumaktansa, öküz postlarının üzerinde uyumayı yeğlerim.”

“Dünyanın bir derisi ve bu derinin hastalıkları var; örneğin bu hastalıklardan birisi de insan.”

“Yükseklik değil, yamaçtır korkunç olan.”

“İnsanların arasında susuzluktan ölmek istemeyen kişi, bütün bardaklardan içmeyi öğrenmelidir; insanların arasında temiz kalmak isteyen kişi ise, pis suyla yıkanmasını da bilmelidir.”

“Fırtınayı getiren sözler, en sessiz söylenen sözlerdir. Güvercinin ayaklarıyla gelen fikirler yönetir dünyayı.”

“İnsan nihayetinde kendisini yaşar.”

“Ey Zerdüşt, burası büyük şehir, burada bulacağın hiçbir şey yok ama kaybedeceğin çok şey var.”

“Unutmak ve geçip gitmektir en iyi bilgelik. Bunu öğrendim artık.”

“İster tanrıların ve ilahi tekmelerin, ister insanların ve aptalca insan fikirlerinin kölesi olsun kişi, mutlu bencillik her türlüsüne tükürür köleliğin.”

“Fakat yalnızca insan, kendi kendini taşımakta zorlanır, bunun nedeni omuzlarında çok fazla yabancı yükün bulunmasıdır. Bir deve gibi diz çöker ve ağırlıkların üstüne yüklenmesine izin verir.”

“Uçmayı öğrenmek isteyen, ilk önce ayakta durmayı, yürümeyi, koşmayı, tırmanmayı ve dans etmeyi öğrenmelidir. İnsan uçmayı uçarak öğrenmez.”

“Suyun üzerinde yollar ve nehirlerin üzerinde köprü ile parmaklıklar varsa, kimse inanmaz” Her şey akış halinde” diyene.”

“Büyük bir zorba hükümdar, kurnaz bir canavar gelip lütuf ve zorbalığıyla geçmişe ait olan her şeyi zorlayabilir, ta ki her şey ona köprü, belirti, haberci ve horoz sesi olsun.”

“Hep aynıdır zayıf insanların tarzı, yollarında kaybolurlar ve sonunda yorgunlukları “Ne diye bu yollara düştük ki? Hiçbir anlamı yok!” diye sorar.

Kulaklarına hoş gelir “ Bu sıkıntıya değmez. Hiçbir şey arzulamayın” diye vaaz edilmesi. Oysa bir kölelik vaazıdır bu.”

“Neden bu kadar sertsin? Yakın akraba değil miyiz ?” diye sormuş vaktiyle mutfak kömürü elmasa.

“Patlar er ya da geç çok fazla şişinen bir kurbağa ve rüzgar çıkar içinden.”

“Şeytan hiçbir zaman yoktur, olması gereken yerde; her zaman geç kalır lanet olası topal cüce.”

“Tanrı öldü mü? Söylenenler doğru mu, doğru mu onu merhametin boğduğu.

Doğru mu insanı çarmıha gerili gördüğü ve buna katlanamadığı, doğru mu insana duyduğu sevginin ona cehennem ve sonunda ölüm olarak döndüğü ?”

“Bilmece, benim! Söylesene, ben kimim ?”

“Korkuyu bilen ama onu bastıran, uçurumu gören ama ona gururla bakandır yürekli olan.”

“Tanrıya bu şekilde tapınmak, hiç tapınmamaktan daha iyidir.”

Sosyal Medyada Paylaşın!
Murat KARTALKAYA

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!