Çatıya Düştü Güneş

27 Kasım 1985by BoldThemes0

Çatıya Düştü Güneş

Güneşi göremiyorum ne zamandır. Kim bilir  kimleri ısıtıyor şimdi.Odam çok soğuk. Yün kazağımın içinde donuyorum. Kahveden hiç çıkmasaydım keşke.Annemin gönderdiği patikleri de giyeyim.Yatağım sabah bıraktığım gibi.Masanın üstünde  çaydanlık,bardaklar, teneke peyniri, üç beş zeytin ..Üff! Sobanın gazı da dün gece bitmişti.Para üç gündür hak getire.Herkes memleketine döndü .Donuyorum. Neredesin güneş. Çık.Çık gözünü seveyim.

Şu benim man kafam .Zamanında veremedim sınavları.Şimdi  yan gelip yatmak varken çalış dur.Üç gündür gözümü yummadım desem yeridir.Yine de fıldır fıldır cirit atıyor gözbebeklerim.Bir uyuyabilsem aslında yarını bulur uyanmam.İki gün sınav filan yok çok şükür. Ders kitaplarının olmadığı bir dünya istiyorum.

Uyku girmiyor gözlerime.Güneş de çıkmıyor bir türlü.Oda buz,her yer dağınık.Ders kitaplar saçılmış, botlarım,kalemlerim.Bordo koltuğun üzerinde kirli çamaşırlarım,üstünde tırnağımı kestiğim ders notlarım.Hay Allah ! Berrin “in fotografı yere düşmüş.Aşkım..Özledin mi beni canım sevgilim.Beni düşünüyor musun ,benim sürekli seni düşündüğüm gibi..Göğüslerin,dudakların..Fena oldum.Tek ders bırakıp benimle kalsaydın ya !

Zil çalıyor.Bu saatte kapımı kim  çalabilir.Berrin mi…Yok canım bu kadar erken dönemez.Çocuklarında hepsi gitmişti zaten.Belki Atıf amcasından dönmüştür.Kapıyı açıyorum.Karşımda deli Zehra.Eve taşındığımızdan beri  haftada bir çalar kapımızı.Zayıf,kirli,yaz kış ayağında plastik terlik ,üst üste giydiği sökük kazakları ile her zaman leş gibi kokan Zehra.

“Anladım.Bekle bir dakika Zehra “

Kapıyı aralık bırakıp içeri dönüyorum.Dolanıyorum,ev dolanıyor Zehra ya verecek hiçbirşey bulamıyorum.Kendime bile bir lokma ekmek kalmamış evde.Sabah ekmek almak için ayırdığım iki lira gözüme çarpıyor televizyonun önünde.Zehra ya uzatıyorum.Yüzüme hiç bakmadan alıp yün ceketinin cebine koyuyor.Sonra çapkınlık dolu bir gülümseme ile yüzüme bakıp koşarak uzaklaşıyor.Sevincine eşlik ediyor gönlüm..Kafamda ise babamın bir türlü göndermediği  harçlık kaygısı yanıyor.

Kapıyı kapayınca bıraktığımız yerden  devam ediyoruz yalnızlıkla sevişmeye.Zehra nın utangaçlığı, parayı aldıktan sonraki sevinci geliyor gözlerimin önüne.Dün de görmüştüm onu..Bakkaldan koşarak çıkıp gözden kaybolmuştu.Bakkal arkasından bağırıyordu;

“Göster bak, çikolata vereceğim “

Teybi açayım bari..Arabesk..Acıların müziği..Niye sürekli bunları dinler ki Kenan..Benim kasatlerimi kimbilir nereye tıktılar.Parça fena değilmiş gerçi.İçini burkup,yapışıveriyor diline.Yaş basıyor gözlerine.Yapışkan şarkıyı bırakayım çalsın bari.Güneş çıkmıyor,gece ayazı. Oda gittikçe daha soğuyor.Yorganın altına gireyim bari.Hışırtılarda ne ..Şiirlerim..Yatakta unutmuşum.Son günlerde her şeyi unutuyorum zaten..Kendimi nerde unutuğumu bile hatırlamıyorum.

Uzun zamandır  şiir yazamıyorum.Sevişemiyorum beyaz sayfalarla.Beyaz bir tenle sevişmeyeli de bir ay oldu gerçi. Berrin…Isırsaydım kalçanı..

Dışarda yağmur  çiselemeye başladı sanırım..Toprak kokusu yayılıyor kırık camdan içeriye.Öylece bakıyorum beyaz sayfalara..Bu gece de yazamayacağım anlaşılan bir dize bile.Havaya fırlatıyorum beyazları..Odama kar yağıyor,sokağa yağmur.Yatağa girip başıma çekiyorum yorganı.Karnıma doğru iyice  ayaklarımı..Patiklerim sıyrılıyor ayağımdan.

Şömine ısıtmalı şimdi odamı.Masada kırmızı et,şarap,peynir.Berrin kollarımın arasında.Şömineye doğru uzatmışız ayaklarımızı.Başucumuzda kemancı.Daha ne ister insan.Aslında neler istemez.Ah güneş ,senin yüzünden donuyorum.Yağmur şiddetleniyor..Kasedin arka yüzüde bitti…Yatmam gerek ama uykuyu barındırmıyor gözlerim.

Yatamayacağım.Eşofmanımın altını çıkarıp kot pantalonumu giyiyorum.Kabanım,botlarım.Cekip çıkıyorum kapıyı.Apartmanların merdivenleri diğer dairelerden gelen seslerle panayır yeri.Çatal,kaşık,bardak sesleri,gülüşmeler,bağırtılar,son ses televizyonlar. Söylene söylene iniyorum.Atıyorum kendimi dışarı..Yüzüme çarpan yağmur ferahlatıyor beni.Ellerimi cebime solup yürüyorum.

Karşıdan gelenler  var.Zehra…Yanında lise çağlarında bir çocuk. Nereye gidiyorlar..Ne ortak noktaları olabilir ki..Zehra otuzlu yaşlarında olmalı.Cocuk tertemiz,pırıl pırıl.İçimi siyah başlı beyaz kurtlar basıyor bir anda.Fıkır fıkırlar..Yanımdan geçip gidiyorlar.Zehra gülümsüyor beni görünce.Çocuğun suçlu gibi başı önde..Ne oluyor arkadaş ! Dönüp arkalarından bakıyorum..Çocuk beline sarılıyor Zehra nın..Yok artık ! Dönüp peşlerine takılıyorum..Zehra sürekli gülüyor ,konuşuyor;  çocuğun ise panikle sağda solda fıldır fıldır gözleri.Yağmur hızlanıyor.Onlar  da hızlanıyor.Zehra kıkırdıyor.Yağmur hızlanıyor,onlar da,ben de,Zehra kıkırdıyor.

Balçık,boş bir arsaya giriyorlar.İlerde ,ağaçların arasında ahşap,yıkık,dökük bir kulübe var..İçinde titrek  ışıklar  göze çarpıyor.Zehra nın yanındaki çocuk kulübeye yönelip kapısını açıyor.İçeri süzülüyorlar ikisi de .Yolumun üstünde olmasına rağmen hiç fark etmemişim  burayı.

Yağmur  çiselemeye dönüyor.Sırılsıklam oldum.Eve yaklaşıyorum..Kirli pencerelerden evin içi zar zor görünüyor.Beş tane lise çağlarında  çocuk var içerde ,ortalarında da deli Zehra.Deli deli gülüyor..Bende ki de laf yani.Deli nasıl güler ki zaten.Çocuklarda birbirlerine bakıp kahkahalarında boğuluyorlar.Herkesin elinde bir şarap şişesi.Kafalarına dikip gülmeye devam ediyorlar.İçlerinden şişman olanı şarap şişesini Zehra ya uzatıyor.Ekşiyen bir surat  ile ittiriyor Zehra çocuğun elini. Zehra ortalarında  tüm kiri,pisliği,bitleriyle duruyor..Çocuklar ona bir şeyler söyleyip kahkalar atmaya devam ediyor..Yeni terliyor hepsinin bıyıkları.En ufak boylusu ayakkabısının topuğuna basmış.Şişmanın belinde zincir asılı.Güşüşmeler kesiliyor..Ne olduğunu anlayamadığım bir gerginlik geliyor suratlarına.Zaman zaman zorlama kahkahalar..İçlerinde en iri olanı şişmana sesleniyor;

-Hadi sen başla.

İtiraz ediyor şişman olan..

-O kadar kafayı bulmadım daha.

İri olan isteksizce Zehra ya doğru ilerliyor. Cebinden parlak bir şey çıkarıp Zehra ya uzatıyor..Zehra nın parlayan gözlerini görebiliyorum..Zincirmiş..Altın değildir herhalde.Zehra  kahkaha atıyor..Çocuklarda yalancı bir kahkaha.İri olan Zehra  yı omuzundan dürtüyor.

-Çıkar üstündekileri

-Soğuk üşür sonra Küçük Zehra.

-Çıkar lan !

-Üşür ağabey.

-Merak etme biz ısıtırız onu.

Yağsız kalmış kale kapısı gibi iğrenç bir kahkaha atıyor..Diğerleri de ona eşlik ediyorlar.

-Ne olur ağabey çıkarmayayım.Zincirini geri al istersen.

İri olan sinirleniyor .Suratı bıçkın sokak serserilerine dönüşüveriyor.Bilinçsiz,gergin,korkak,ısrarcı.Cebinden bıçak çıkarıyor. Var gücüyle tokatı patlatıyor Zehra ya. Dalmak istiyorum içeri,kıpırdayamıyorum.Ağlamaya başlıyor Zehra.

-Çıkar gebertirim

Ağlaya ağlaya soyunmaya başlıyor Zehra.Yağmurdan iç çamaşırlarım bile ıslak.Donuyorum..  Nerdesin be güneş.Nerdesin..Aklıma küçükken köyde gördüklerim geliyor.Abilerimiz ahırda toplanmışlardı bir dişi eşeğin başına.Günlerce kusmuştum.Hastayım diye okula göndermemişlerdi.Yine kusacağım galiba.

Şişman şişeyi bitirince sallanmaya başlıyor.Zehra çırılçıplak.benek benek kir var vücudunda.Sanki pas tutmuş gibi.İri olan boynundan tutup kırık eski koltuğun üzerine ittiriyor Zehra yı,üstüne çıkıyor.Sonra sıra ile diğerleri.Üzerinde uyuyakalıyor şişman olanı.Mumlar titrek titrek yanıyor.Kafam allak bullak.Yaklaşan seslerle kendime geliyorum.Duvarına yapışıyorum evin.Liseli bir grup daha çalıyor evin kapısını..Açılıyor hemen.Gülüşmeler,tokalaşmalar,yumruklaşmalar..

-Bak biz ne bulduk.

Gür sesi ile öne çıkıyor yeni gelenlerin uzun boylusu.Grubun içinden bir çocuğu kolundan çekip ortaya atıyor.Kendilerinden iki,üç yaş daha küçük,kırmızı yanaklı,şık ve temiz giyinimli  çocuk hiç kıpırdamadan kendi  ayakkabılarına bakıyor  sadece.Tanıyor gibiyim bu çocuğu yahu..İri olan yaklaşıp bir makas alıyor çocuktan.Diğerleri pantalonunu çekiştiriyorlar.Nerden tanıyorum bu çocuğu.  Allahım!Atıf ın kardeşi..Yok artık.O terbiyeli,mahçup,çocuk.Elim ayağım titremeye başlıyor.Dilimi ısırıyorum.Gir diyor şeytan içeri..Çok kalabalıklar.Korkuyor muyum…Yok yaa…

Gözyaşlarıma engel olamıyorum..Yağmur yağmıyor ,gökyüzü suratıma tükürüyor  resmen.Atıf “ın kardeşini göremiyorum artık..Kalabalığın ortasında.Ben bu çocuklara öğretmen olacağım öyle mi..Ne yaşadıklarını bilmemezliğe gelip onlara fizik anlatacağım.Konuşmanın ,düşünmenin  yasakladığını, bakın nasıl öğreniyorlar.

Beynim,gözlerim alev alıyor..Titriyorum.Yanıyorum.Benim mi bu eller,bu beden..Pencereye dayalı demiri kaptığım gibi tekmeyle kapıyı kırıp dalıyorum içeri.Ateş sarmış her yanımı.Ter,oluk oluk boşalıyor üstümden..Herkes şaşkın.herkes panik,hepimiz korku içinde.Ter gözlerimi yakıyor.Güneş çıktı en sonunda..Bu ne sıcak..Cehennem ..Çocuklar şaşkınlıklarını atlatınca sopa ,zincir panikle saldırıyorlar üzerime.Utanç,kin,korku kokusu  sarıyor hepimizi.Yumruk atıyorum,ısırıyorum,tekmeliyorum.Kafalar yarılıyor,kaşlar patlıyor,dişler dökülüyor.Elimdeki demir çubuğu can havliyle önüme gelene sallıyorum..Bir yandan da deli gibi bağırıyorum.Sağ kalçamda kalbimi durduracak bir acı hissediyorum..İri olanın bıçağı kalçamda..Demir çubukla kafasını patlatıyorum..Düşmemem gerek..Düşersem beni parçalarlar..Son bir gayret..Gök gürültüsü gibi bağırarak tekrar saldırıyorum.Vurduğum düşüyor,kaça bilen kaçıyor.Her adım attıkça bacağım acıyla kasılıyor.Bıçağı çekip çıkarıyorum..Bıçak çıkarken tüm canımda çıkıyor sanki.

Etrafta dolaşıyor gözlerim.Hepsi kaçmış anlaşılan..Mumlardan sadece bir tanesi aydınlatıyor içeriyi.Kan ter içindeyim..Cehennem sıcağı.Çatıya mı düştü yoksa güneş.Köşede Zehra ,sızan şişmana sarılmış korku dolu gözlerle bana bakıyor. Beynim yanıyor.Kaçan birinin düşürdüğü paltayo yerden alıp üzerlerine örtüyorum. Kim sapık,kim suçlu,kim günahkar..Yorgun,bacağımı sürüyerek çıkıyorum kulübeden.

Ter.Sıcak..Çatıya düşmüş güneş.Yağmur yeniden şiddetleniyor.Kışın ortasında bu sıcak.Vıcık vıcık.Kabanımı çıkarıp atıyorum.Botlarım,kazağım,pantalonum.Çıplağım.Yürüyorum.Rengarenk binlerce göz seyrediyor,biliyorum.”yağmurun altında çıplak “ piyesini.Alkışlar..Perde. Dekor kalksın.Hepsi bu kadar.Sıcak.Vıcık vıcık ter.Çatıya düşmüş güneş,yağıyor üstüne yağmur.

1985 İzmir

Sosyal Medyada Paylaşın!
Avatar

BoldThemes

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!