ALEVİLİĞİN POLİTİKLEŞME SÜRECİ – / – Mehmet Ertan

Alevilikle ilgili bence oldukça objektif bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ve herkese okumasını tavsiye ederim. Mezheplere inanmayan biri olarak, Alevilik konusunda beni oldukça bilgilendirdi. Her zaman söylediğim gibi ben ne ailemde ne arkadaşlarımda ne de çevremde dil, din, ırk ayrımı hiç görmedim, yaşamadım. Ancak basından takip ettiğim kadarını biliyorum. Çocukluğumdan bu yana duyduğum yaşadığım tek ırkçı söylem, anneannemin “Kuyruklu Kürt” söylemiydi. Hiç kimse üzerinde durmazdı. Anneannem için Ankara’nın doğusundaki herkes Kürt’tü. Bende baba kontenjanından bu gruba giriyordum ::))

Kitapta geçen şu tanım oldukça açıklayıcı geldi bana. “1970’li yıllardaki Alevi katliamları, Alevi-solcu arasındaki yakınlaşmanın sonucuydu. Saldırılar sağcı bir siyasi figürün öldürülmesi veya sağcı mekanın bombalanmasıyla başlıyordu. Aleviler camileri yakıyor, şehir suyuna zehir karıştırıyor dedikoduları ile büyüyor, saldırganlar önce kent merkezindeki sol partilerin, sendika ve derneklerin binalarını yağmalıyor, sonrasında da Alevi mahallelerine yöneliyorlardı.

Alevi siyasi kimlik oluşumu hep isyanlar ve katliamlarla gerçekleşiyor ve sağlamlaşıyor. 13 yy.da Babai , 15 yy.da Şeyh Bedrettin ve 16 yy.da Kızılbaş isyanları Alevi topluluğunun kimliğini oluşturuyor. Cumhuriyet sonrasında Dersim isyanları, 1970 ler de ve 1990 lar daki şehir katliamları kimliği pekiştirdi.

Osmanlı ile Alevi arasını açan Padişahlar ise Yavuz Selim ve 2. Abdülhamit olarak görülüyor. Selim, Şah İsmail ile olan savaş öncesi arkadan vurabilir endişesi ile İç Anadolu’daki Alevileri doğuya sürüyor. Yerlerine Sünnileri getiriyor. Sünniler gelip bölgede Kürtleşiyor mu, yoksa Kürt Sünnileri mi getiriyor tam net değil sanki. Sonrasında halifeliğin alınıp Anadolu’ya Arap Sünni din ulemalarının doldurulması demogratik yapıyı hızla değiştirmeye başladı. 2. Abdülhamit ise İslamcı siyaseti ve Hamidiye Alayları ile bölgeyi iyice Sünnileştirdi ve Kürtleştirdi.

Osmanlı döneminde söz hakkı olmayan hatta varlıkları kabul edilmeyen Aleviler Kurtuluş Savaşı ile birlikte aynı Selçuklu ve Osmanlı kuruluşunda etkin rol oynadıkları gibi etkin rol oynuyorlar. Kurucu meclis de başkan yardımcısı oluyorlar. Alevilerin Atatürk ve CHP ye sempatilerin ana nedeni yıllar sonra muhatap kabul edilmeleri. Cumhuriyet, Alevileri dinsel olarak görmezden geliyor ama Türklükle ilişkilendirip muhatap kabul ediyor.

Buradaki sihri Dersim isyanı bozdu. Dersim yani Tunceli coğrafik yapısı dolayısıyla halen kabile düzeninde kendi içinde, kendi özgürlüğü içinde yaşamaya devam ediyordu. Genç Cumhuriyet kendi içindeki bir bölgeye hükmedemiyor ve otoritesini yerel aşiretlerle paylaşmak zorunda kalıyordu. Bunun uzun sürmeyeceği aşikardı. Sürmedi. Aslında Dersim, genç cumhuriyetin burjuva reformlarına karşı çıkan feodal isyanın bastırılmasıdır. Avrupa’da 1 – 9 yy.da yaşayan Cermenlerin merkezi otoritelere karşı çıkması gibi belki de.

Çok partili döneme geçişle birlikte özgürlük, demokrasi söylemi ile iktidara talip olan Demokrat Parti ye ciddi oy veriyorlar. Alevilerin yoğun yaşadığı illerde 1954 ve 1957 yıllarında Demokrat Parti önde çıkıyor. Demokrat partinin zamanla ekonomik beceriksizliğini örtmek için kuran – bayrak edebiyatına geçip taraflaşması “laiklik ve yurttaşlık” ilkelerine önem veren CHP ye kaydırıyor bu şehirlerdeki oyları.

1970 yıllarda ise Sanayileşme ve kentleşme sosyal yaşamı etkilemeye başlıyor. 16 yy dan sonra dağlara çıkıp, merkezi otoriteden uzakta kendi kabuğunda yaşayan Aleviler şehir yaşamında görünmeye başlıyorlar. İç Anadolu da geleneksel bir üretici sınıf olan çoğunluğu Sünni halk, sosyal mevkisini yavaş yavaş kaybediyor. Bu yüzden önceleri çağdaşlığın değil muhafazakarlığın partisi MSP etrafında toplanıyor. İç Anadolu’da MSP sonraları MHP, Türkiye genelinde aldıkları oyun katlarına ulaşıyorlar. Geleneksel üretici hem sosyal konumunu kaybediyor, hem işçi olmaya doğru evrilirken şehre inen Aleviler hem tarımda, hem fabrikada pastaya ortak olmaya başlıyor. Bence can alıcı yer bu. Pasta küçülünce hır çıkıyor aslında, gerisi teferruat artık. Çoğunluk Ülkücüler için Alevilik, solculuk, komünistlik, vatan hainliği, ateistlik ile aynı şeydi.

İç Anadolu’da muhafazkar partiler yükseldikçe, tüm dünyada olduğu gibi azınlıklar olarak Aleviler , Ecevit’in “Merkezin Solu” dediği CHP ye doğru akıyorlar. Eşitlik, özgürlük, laiklik yani sosyal adaletli refah devleti söylemi; Alevilerle beraber tüm işçi, emekçi kesiminde sempati kazanıyor. Alevilerin bu dönemde istediği ayrı bir kimlik değil, eşit düzlemde olmak. Türkiye nüfusunun %15- 20 kadarının Alevi olduğu düşünürsek önemli bir oy potansiyeli ama ayrı bir kimlik olarak görülmek istemiyorlar. Bu yüzden parti kurmaya sıcak bakmıyorlar, kurdukları partilere de oy vermiyorlar. Oy potansiyeli %3-4 olan Sünni tarikatların devlet kademelerinde nasıl cirit attığı düşünülürse bu oy potansiyelini kullanmadıkları aşikar sanıyorum.

1980 – 1990 yıllarında ise sanayileşme ve kentleşme zirvedeki yerini Küreselleşmeye bırakıyordu. Toplumsal ilişki ve örgütlenmeler ulusaldan bölgesele ve uluslararasına kaydı. Tüm dünyadaki benzer düşünceler birbiriyle direk ilişki kuruyordu. Kürt – Alevi ve Siyasal İslam bu yeni akımdan faydalandı. Tabi ki en büyük faydayı Siyasal İslam sağladı. 1960 larda sosyal konumunu kaybeden muhafazakar Anadolu burjuvasisi yükselişe geçiyor, aynı zamanda kent yoksullarına sınıflar üstü “aynıyız” söylemi yaygınlaşıyordu. Dünyada cenneti yaratacağını söyleyip cehennemi aratanlardan bıkılmıştı. Ulus altı söylemler hızla büyüdü. Burada aslan payını alan şeriat yanlısı Siyasal İslamcılara karşı, Alevilerde siyasi kimliklerinde hareketlendiler. Özelikle Almanya başta, Avrupa’daki Alevi dernekleri ile ilişkileri arttı. 1990 yıllarda özerk TV ve radyo yayınları patladı. Siyasal kimliği öne çıkaran kanallar çıktı. Avrupa Birliğine üyelik hedefi ulus altı kimliklerin önünü iyice açtı.

Alevi olmayanların gözünde kendisi ile Alevi arasındaki ayrım, Alevinin yaptıkları değil, yapmadıkları üzerinden kurulur. Alevi ne gayrimüslim ne de inançsızdır. Çoğul ve merkezden farklı bir inanç sistemi ve o inanç sistemi içinde yer alan ibadetleri vardır. Sünni olmamaları bilinçli bir tercihtir. Aleviler hakikata, Sünni ve Şiiler ise şeriata uyarlar.

Aleviler içinde iki görüş hakim. Bir grup ,yani Pir Sultan Abdal derneği gibi düşünenlere göre ; Alevilik, Şamanizm, Zerdüşlük, Budizm, Maniheizm, Hristiyanlık, Yahudilik ve Müslümanlığın sentezleşmesiyle oluşan ve mekanı Anadolu olan bağımsız bir inanç ve kültür hareketidir.

Diğer görüş Cem Vakfının görüşüdür. Orta Asya’daki Türklerin İslamiyeti, islam öncesi inançlarının süzgecinden geçirerek yorumlamasıdır. Alevilik, Türk islamıdır.

Alevilikte dedelerin otoritesi soydan gelir. Hz. Muhammed soyundan geldiği inanılır. Kan bağıyla babadan oğula geçer, soya “ocak” denir. Dolayısıyla halifeliğinde HZ. Muhammed’in soyundan gelen Hz. Ali soyundan devam etmesi gerektiğine inanırlar. Ben altın kana veya soylu kana inanmam hatta komik bulurum. Ancak Hz. Muhamed’in soyunu Hz.İbrahim’e dayandırdıklarına göre aynı şekilde devam etmesi daha mantıklı aslında.

Alevilikle ilgili iki belgesel izleyip iki kitap okuyarak ne kadar bilgi sahibi oldum bilemiyorum ama oldukça objektifleri seçtiğimi tahmin ediyorum.

 

Sosyal Medyada Paylaşın!
Murat KARTALKAYA

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!