ABD faizi sabit tuttuysa bana ne !?

19 Eylül 2020by Murat KARTALKAYA0

Son günlerin ekonomik gelişmelerini ve piyasa üzerine etkilerini vatandaşca anlatmaya çalışalım. Anlatmaya çalışalım diyorum çünkü hemen tüm ekonomistler “herkesin anlayacağı şekilde anlattığını, yazdığını” iddia ediyor; ama benim gibi finansal okur yazarlığı ilkokul seviyesinde olanlara kadar indirgeyebiliyorlar. Ben de bazı söylemlerini google danışarak anlayabiliyorum. Şimdi bende anladığımı anlatmaya çalışacağım umarım aynı duruma düşmüyorumdur.

Gündem FED in yani Amerika Merkez Bankasının, ülke enflasyonunun %2 ortalama seviyelerinde kaldığı sürece (tahmini 2023) yıllık faiz oranını sıfır seviyelerinde sabitleyeceği haberiydi. Neden bunu istiyor çünkü sıfır enflasyon ekonomik daralma yaratır. %2-3 arasında bir enflasyon kalkınma için gereklidir.

Peki ne demek bu? Parası dolar olan ve dolarda tutanlar faiz getirisi sağlayamayacak demek. ABD 10 yıllık tahvil faizleri % 0.65 civarında. Enflasyonu ne kadar %2.2 civarında . Eğer yatırımcı parasını dolarda tutar ve faizde bırakırsa bir yıl sonra 10.000 usd si kabaca reel olarak 9.850 usd ye düşecek. Normalde kimsenin yatırımını dolar olarak tutmaması ve başka para birimlerine ya da yatırım ürünlerine koşması gerek. ABD tahvillerine satış gelmesi gerek. Ama satış gelmiyor, ikinci bir pandemi krizine karşı dolara talep geliyor sanki.

Zaten dolar satıp gitsinler de nereye !? Euro ya çevirse AB ülkeleri tahvillerinin getirisi hiç yok. Japonya daha berbat. Ne kalıyor geriye!? Altın gibi kıymetli madenler, Bitcoin gibi kripto paralar, hisse senedi, arsa, konut ya da gelişmekte olan ülkelerin yüksek faizi veya ucuz hisse senetleri. Altın, gümüş, bitcoin, hisse ürünlerinde son beş aydaki inanılmaz yükseliş insanları korkutuyor. Düşünsenize altının onsu mart 2020 sonunda 1570 usd civarındayken Ağustos sonu 2000 usd olmuş. Beş ayda dolar bazında %30 yakın kazanç. Enflasyonun %2 ve faizin sıfır olduğu bir ortamda kabaca dolar bazında yıllık %70 kazanç demek bu. Deli, deli, deli kazanç. İşte bu yüzden altın konusunda da doğal olarak bir kafa karışıklığı var. Bitcoin beş ayda dolar bazında %100, ABD borsası %30 getirmiş.

Gelelim bu gündemin Türkiye’ye etkisine; Normal şartlarda Türkiye gibi ülkelere para yağardı böyle günlerde. Gelişmiş ülkelerde faiz geliri reel olarak ekside ve gelişmiş ülke merkez bankaları dünyaya para basıp saçıyor. Dolaşımdaki dolar 2020 ocak ayın 4 trilyon dolar iken günümüzde 7 trilyon dolara ulaşmış durumda. Dünyanın kulaklarından dolar fışkırıyor. Ama Türkiye’ye gelmiyor. Oysa Türkiye’nin borsası 5 dolarlardan 1.40 usd seviyesine düşmüş, mevduat faizleri %12, tahvil faizleri % 13 seviyelerinde. Gelseler deli para kazanacakları ayan beyan ortada. 7.50 den 50 milyar usd getirip bozsalar, usd/try bir anda 5.50 seviyelerine kadar düşer. 2002 den 2008 e kadar böyle oldu, biliyorlar. Buna rağmen gelmiyorlar. Türkiye’nin yönetimine güvenmiyorlar. Böyle olunca, bu dolar bolluğunda bile Türkiye’ye sent gelmiyor. Hatta her fırsatta çıkıyor. Normal şartlarda usd/try ve diğer paraların TL karşısında değer kaybetmesi gerekiyordu.

Gelmeyince biz kendi dinamiklerimizle baş başa kalıyoruz. Ekonomi V dönse ne olur dönmese ne olur. Üçüncü çeyrekte ekonomik olarak büyüme rakamı gelse ne olur. Üretmiyoruz. Üretemiyoruz. İthalatımızın %85 i hammadde ve ara mal, imalat materyali. İthalat edemezsen ne kendin için ne ihracat için üretemiyorsun. Paran yabancı paralar karşısında pul olduğu halde ihracatın uçmuyor. Sadece biraz iç piyasa hareketi oluyor. Paranın değeri yitirmesi kadar ihracat ürünün fiyatı değişmiyor. Tarım ürünlerin de filan ancak işe yarıyor. Bir de Turizm de yarıyor ama pandemi yüzünden dünyada turizm durdu neredeyse. 2019 Temmuz sonu 24 milyon turist gelen ülkemize, 2020 temmuz sonu itibariyle 6 milyon turist geldi ne yazık ki.

Ülkeye döviz gelmiyor ama biz üretmek için dövize muhtacız. Bunu çok net anlamak gerek. “Dolardan bize ne demek” kesinlikle cahilliktir. Lütfen bunu yapmayın. Üretmek, ekonomik çarkı döndürmek için dövize muhtacız. Hep muhtaçtık. 2002 yılında %60 muhtaçken artık %85 muhtacız.

Bir yandan üretmek için döviz ihtiyacımız var iken; bir yandan da ülke son 18 yılda döviz borcuna sokulduğundan döviz taksitlerimiz var. Önünüzdeki bir yıl içinde ödemek zorunda olduğumuz dış borç 170 milyar dolar. 2020 yılı için Temmuz sonuna göre 20 milyar dolar civarında açık var. Yıl sonuna kadar 30 milyar dolar olsa. Etti sana 200 milyar dolar.

Açık ne demek ! Beş kişilik her kesin çalıştığı bir ailenin bir yıllık toplam kazancı 100 lira ama bir yıllık toplam harcaması 130 lira. Ayrıca bu yıl içinde ödenecek 170 lirada kasaba, manava, bakkala, komşu Ayşe teyzeye ve bankalara ödenecek borçlarının taksitleri var. Ödemene olanak var mı, yok. Ne yapacaksın !? Öncelikle yalvar yakar borçlarını öteleteceksin, mümkünse vadeyi uzatacaksın. Bunu yaptırman zor, ama yaptırabilirsin. Borcunun faizini % 5 den %10 çıkararak öteleyebilirsin. Bitti mi bitmedi. Hadi borcunu yapılandırdın, peki açık 30 tl ne olacak ?! Onun için ilave borçlanacaksın.

Evin içinde kriz var mı !? Henüz yok. Çok şükür. İttir kaktır idare ediyoruz ve ummadık candan ümit kesilmez diye Allaha sığınıyoruz. 170 liralık borç aldığın kişilerden biri “ya ödersin ya icraya giderim” derse ne olur!? İşte o zaman ev içi kriz başlar. Beş kişilik ailenin uykuları kaçar. Önce panikle borç bulma çabaları başlar, sonrasında ev halkından herkes birbirini suçlar. Bunu duyan ve önceleri daha iyi bir faize borçları ötelemeyi düşünen alacaklılar da borçlarını geri ister. Ev dağılır. Bakın devlet ve aile bütçesi ve yönetimi aynı şeydir. Birinde 5 kalem, diğerinde 5 000 kalem var ama yönetilmesi aynıdır.

Tüm bu gündemler Türkiye’de yatırımcıya nasıl yansıyor. Dolardan çıkmıyor, üstüne üstelik sürekli dolar alıyor. Devlet baktı baş edemedi. Artık döviz tahviller çıkardı, onları satıyor. Vatandaşın elindeki döviz tahvili 20 milyar dolara doğru gidiyor. Vatandaşın döviz mevduatı da 220 milyar dolar seviyelerinde.

Vatandaş neden dolara gidiyor, çünkü yatırımını koruyor. Enflasyon %12 civarında. Banka mevduatları ise %10 civarında. Kaba hesap ile 10 000 lirasını faize yatırsa bir yıl sonra parasının gerçek değeri 9.800 TL olacak. Yatırımını değerlendirmek, en azından gerçek değerinde zarar ettirmemek istiyorsa aynı ABD vatandaşı gibi kendi parasını elinde tutmaktan kaçınıyor. Türkiye’ de döviz olmadığını ve az olan şeyin değerli olduğunu bilir. TL olarak tutanlar için ise borsa, tahvil ve konut seçenekleri var. Borsamız sığ olmasından dolayı güvenemiyor. İki kazanırsa üç kaybediyor. Tahvil alsa riski var üstelik reel getirisi yok. Tipik Türk yatırımcısı olarak konuta gidiyorlar. Dedelerinden bile biliyorlar ki Türkiye’de konut para kazandırıyor. Dövizden ve döviz artışından kazandıkları para ve çok ucuz konut kredisi gazı ile konut alıyorlar. Daha doğrusu aldılar bitti.

Az olan değerlidir bilinci ile vatandaş, Türkiye’de az olan değere yani dövize gidiyor. Dövizdeki artış beklentisi bitmedikçe TL ye dönmeyecektir.

Ülkeyi yönetenlerin ülkeye döviz sokması gerek. Bunun için en önemli seçenek faiz artırmak. 100-200 baz puan artırarak olmaz ama. Vatandaşa ciddi reel getirecek bir faiz gerek. Bunun için tahvil ve mevduat faizlerinin % 15 üstüne çıkması gerek. 2019 mayısı hatırlayın. Faizler %26 seviyelerine çıkmıştı. Enflasyon %18 civarındaydı. Faizler, enflasyonun %45 üstündeydi. Günümüz enflasyonu %12 olduğuna göre %45 ini alırsak %17 civarı faiz eder. Kısaca faiz gelirleri 2019 mayısa göre çok daha düşük. Üstelik 2019 verileri günümüze göre daha iyi durumdaydı.

Ancak Faiz de artıramaz. Dünya gibi Türkiye ekonomiside pandemi sebebiyle daralıyor, kredi faizlerini artırıp ülke ekonomisini tamamen durdurma noktasına getiremez. Faiz artmazsa döviz gelmiyor. Döviz gelmezse döviz borçları ödenemiyor. Üretim yapmak için ithalat yapmalıyız. Döviz gelmezse üretim durabilir. Tam bir kısır döngü.

Türkiye’nin ve dünyanın finansal görünümü çok bilinmeyenli matematik problemlerine dönmüş durumda. Şu olursa döviz artar, bu olursa faiz düşer gibi bilindik kavramları konuşmak çok zor sanki.

Sonuç olarak ; umarım ülkeyi yönetenler küçük küçük faiz artırımı yapıp hem dövizin artışına yol açıp hem kredi musluklarını tıkamazlar. Bugüne kadar yapılmaması gereken ne var ise yaptılar. Bu sefer iyice kilitlemezler ülkeyi inşallah. Ekim- kasım ayı ile birlikte ötelenen vergi borçları ve banka kredi taksitlerinin ödemeleri başlıyor. Elinde döviz olanlar bir miktar bu ödemeler için satış yapabilir ama yön değişmez gibi geliyor. Elinde döviz olmayanlar ise ciddi sıkıntı yaşayacak gibi. Ve bankalar ve şirketler umarım gelen taksitlerinde herhangi bir aksilik yaşamazlar. Yoksa o zaman görürüz kriz ne demek..

Sosyal Medyada Paylaşın!
Murat KARTALKAYA

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!