2002 den 2020 e Türkiye !

İLK 13 YILDA TÜRKİYE’YE PARA YAĞDI!

Ağustos 2001 de kurulan AKP, 14 ay sonra Kasım 2002 de tek başına iktidar oldu.Türkiye uzun zamandır koalisyon stresi, hasta başbakan, uyumsuz bakanlar kurulu haberlerinden bunalmıştı. Enflasyon, devalüasyon alıp başını gitmişti. Genç, vizyonu olduğunu söyleyen, Avrupa birliğine tam üyeliği en büyük hedefi gösteren, IMF ile anlaşmasına sıkı sıkıya bağlı, mali disipline uyacağına yemin eden, demokrasi ve özgürlük savaşçısı kimliği sergileyen bir lider ve parti; hem vatandaşın hem de global sermayenin “olurunu” alarak iktidar oldu. 2013 e kadarda bunun gazıyla geldi.

Türkiye 2002 yılında dünyanın en yüksek faizini veren ülkelerden biriydi. Türkiye’de 2002 de tahvilerin faizi %60 civarındaydı. Amerika’ da faiz %1.25 civarındaydı mesela. %60 nere %1.25 nire. Böyle bir gelire yatırım yapılmaz mı !? Hele bir de IMF ve AB çıpaları ile yabancı sermaye için güvence sağlayan tek başına bir iktidar var ise. Ülkeye yurtdışından para yağmaya başladı. 65 milyon nüfusu ve nüfusunun %70 ini 50 yaş altı vatandaşların oluşturduğu Türkiye her yatırımcı için harika bir pazardı.

Ülkeye deli gibi yağan parayı kabul etmesek olur muydu ? Olmazdı. Çünkü; Öncelikle doğalgaz ve petrol açısından dışa bağımlıyız. Kısa vadede buna yapılacak bir şey yok. İkinci olarak biz ara mal ithalatçısı bir ülkeyiz. Ara malların %70 i artık dışarıdan ithal ediyoruz. Dışarıdan mal alamazsak ne kendimize ne ihracata üretim yapamayız.

YABANCI PORTFÖYÜ
YILTOPLAMTAHVİLORANIHİSSEORANIUSD/TRY
(Milyar usd )(Milyar usd)
200210440,00%660,00%1,6
2008963233,33%6466,67%1,2
2009341647,06%1852,94%1,7
20131487047,30%7852,70%1,8

Yabancı Portföy girişleri. Kolay anlaşılsın diye DİBS ( devlet iç borçlanma senetleri) yerine tahvil diyeceğiz. Yukarıdaki tabloda göreceğiniz gibi gelişmiş ve zengin ülkelerde ülke faizleri % 1- 2 arasındayken Türkiye’de % 60 olunca yabancı yatırımcı gelip tahvilimizden de almış, şirket hissemizden de. 2002 den 2008 e kadar tahvil portföyleri 8 kat, hisse portföyleri 10 kat artmış. Ülkeye giren dolar bolluğu da doları 1.60 lı seviyelerden 1.20 li seviyelere getirmiş.

2008 lere gelindiğinde ABD faizleri % 5 civarına kadar yükseldi. Türkiye’deki yabancılar deli para kazanmıştı ve kendi ülkelerindeki yüksek faize geri dönmeye başlamıştı. 2009 yılında tahvil portföyleri 16 ve hisse portföyleri 18 milyar dolara kadar düştü, usd/try de 1.70 lere tırmandı. Türkiye ilk sarmal ile tanışıyordu ki dünya meşhur Mortgage krizine yakalandı. Aynı günümüzün pandemi krizinde olduğu gibi dünya borsaları çöktü, şirketler, finans kuruluşları batmaya başladı. ABD, Japonya ve AB merkez bankaları aynı bügün pandemi de olduğu gibi piyasaları paraya boğdular. Ülke faizlerini düşürmeye başladılar. Sadece ABD da Fed dolaşımda olan 800 milyar usd parasal hacmini çok kısa sürede 4.5 trilyon dolara yükseltti. AB ve Japonya’da benzer hareketler yaptı. Dünyaya saçılan para düşük faizli ABD, Avrupa veya Japonya’da kalmayıp başta Türkiye olmak üzere Gelişmekte Olan Ülke ekonomilerine aktı. 2013 yılına gelindiğinde Türkiye’deki yabancı portföyü tahvilde 70 ve hisse senedinde 78 milyar dolara çıkmıştı. Bolluğa bakar mısınız !

Sadece bu kadar mı ?! Doğrudan yatırımlarda geldi. Şimdiye kadar anlattıklarımız yüksek faizi ve ucuz kalmış şirket hisselerimize gelenlerdi. Bir de bedava satışa çıkan Devlet Şirketlerimize, ucuz kalmış özel şirketlerimize ve 65 milyon nüfuslu tüketici pazarımıza ağızları sulananlar vardı. Onlarda geldiler.

YILLARDYSG
( Miyar usd)
2001-20046,2
2006-200862
2009-201360

Yukarıda tabloda göreceğiniz gibi 2001- 2004 yılları arasında dört yılda gelen doğrudan yatırımın tam on katı 2006-2008 yılları arasında üç yılda gelmiş. 2006-2013 arası doğrudan yatırım tutarı 120 milyar doları geçmiş. ( DYSG= Doğrudan Yabancı Sermaye Girişi)

YILLARÖZELLEŞTİRME
( milyar usd)
1986-20038,2
2004-201349

Bu tabloda da göreceğiniz üzere özelleştirme başladığı tarihten 2003 yılına kadar 8.3 milyar dolar gelir elde edilirken, 2004-2013 arasında 50 milyar usd civarında gelir elde edilmiş.

Enflasyon..Kısaca 2013 yılına kadar ülkeye para yağdığı için döviz yerinden kıpırdamamış. Döviz artmayınca ithalat girdilerimiz sabit kalmış, döviz sabit kalınca maliyetler dolayısıyla enflasyon düşmüş. Çok basittir ekonomi aslında. Ortada bir başarı hikayesi yok. Üstelik yurt dışından gelen imalat ve tarım ürünleri Türkiye’de üretilenlere göre daha ucuz olduğundan yerli üretimin yerini ithal mallar almıştır. Burada yerliden ithale dönen imalatçı veya çiftçi eleştirilmemelidir. Uzağı görmek vatandaşın değil devletin işidir. Şimdi panik ile koyulan ithalat vergi ve fonlarını ülkeye para yağarken konabilseydi günümüzde daha çok yerli ve milli üreticimiz ayakta kalmış olurdu.

Yurtdışına gelir transferi. Tabi tüm bunlar olurken Türkiye olarak ciddi maliyetler ödemek zorunda kaldık. Bakın çok kaba bir hesap yapalım. 2002 yılında Usd/try 1.60 civarı diyelim. Ortalama mevduat faizi % 50 ve ortalama devlat tahvili %60 civarındaydı. 2008 e kadar hepsi gevşedi. Örneğin devlet tahvili %30 seviyelerine indi. ABD de ise faizler %1 civarındaydı 2008 e geldiğimizde %5 seviyelerine geldi.Türkiye’nin 5 yıl ortalama tahvil fiyatı % 30 civarındayken ABD’nin %2.5 civarında kaldı.

Bir ABD vatandaşı 100 bin usd yi 5 yıl ABD tahvilinde tutsa, beş yılın sonunda ortalama %2.5 faiz ile 16.000 usd kazanırdı. Peki 100 bin usd yi ortalama 1.40 dan bozup 5 yıl boyunca ortalama %30 dan devlet tahviline yatırsa ne olacaktı ?! 100.000 usd *1.40=140.000 TL * %30^5= 520.000 TL / 1.40 = 371.000 usd. Doları bozma ve doları geri alma maliyeti olarak beş yılın ortalaması diyerek 1.40 usd baz aldım. ABD de 16.000 dolar kazanacak yatırımcı, Türkiye’de 271.000 usd kazandı. Çok ciddi maliyetler ödedik gerçekten.

Tamam ülkeye döviz getirmekte önemli. Gelen yabancı yatırımcı çok ciddi gelir sağladı. Peki bu deli paradan biz Türkiye olarak ne kazandık !? Dış borcumuz bitti mi, Ekonomik olarak Türkiye tarihinin en yüksek büyümesini yakaladı mı, işsizlik tarihimizin dibinde mi ?! Hadi bakalım !?

YILLARTOPLAMBORÇ/GSYHKAMU ORANIÖZEL ORANIMB ORANI
( milyar usd)%%%%
200213056,5503317
20194455835622
DIŞ BORCA BAKALIM !

Türkiye’nin dış borcu 2002 yılında 130 milyar dolar iken 2019 yılında 445 milyar dolara yükselmiş. Borcun gelirine oranı önemlidir. 5000 lira geliri olan birinin 1000 lira borcu olmasıyla, 2000 lira borcu olan birinin 1000 lira borcu olması aynı şey değildir. Ülke olarak baktığımızda 2002 yılında gelirimizin %56.5 kadar borcumuz var iken 2019 yılında bu oran %58 e yükselmiş. Kamunun dış borç yükü azalmış görünüyor orantısal olarak %50 den %35 e düşmüş ve Merkez Bankasının nerdeyse kalmamış. Bu şu demek 2002 borcunun 65 milyar doları kamuya ait iken şimdi 155 milyar dolara çıkmış. 70 milyar dolar özelleştirme geliri ne oldu ?! Onu da üzerine eklersek kamu borcu aslında 225 milyar dolar olmuş aslında.

Yabancı sermaye Türkiye Cumhuriyetinden çok, Türkiye’nin şirketlerine güveniyor. Türkiye’nin yabancılar elindeki portföyünden belli zaten. 19 mayıs 2020 Merkez bankası verilerine göre Yabancıların DİBS ( tahvil,bono,repo) ve Hisse senedi toplam portföyleri 30 milyar dolara düşmüş durumda. Bunun %25 DİBS %75 i Hissede. Ülkeye döviz girerse başarı hikayesi, girmezse dış güçler hikayesi. Alakası yok. 2013 de yabancı portföy 148 milyar usd ve usd/try 1.80. Yıl 2020 yabancı portföy 30 milyar usd ye gerilemiş, usd/try 6.85 e fırlamış. Ekonomi basittir. Tüm gerçek aşağıdaki tabloda.

YILTOPLAMTAHVİLORANIHİSSEORANIUSD/TRY
(Milyar usd )(Milyar usd)
200210440,00%660,00%1,6
2008963233,33%6466,67%1,2
2009341647,06%1852,94%1,7
20131487047,30%7852,70%1,8
19/05/20307,625,33%22,474,67%6,85
Yabancı para getirirse dolar 1.8, parasını geri alırsa dolar 6.85.

Hadi bir de ekonomik makro göstergelere bakalım !!!!

GSYH ile başlayalım. Aşağıda göreceğiniz üzere 1994 ve 2001 krizlerini içine alan 1993- 2002 yılları arasında ülke olarak dolar bazında GSYH %31 büyümüşüz. Krizlerin olmadığı ama Türkiye’ye yabancı para aktığı 2010-2013 döneminde ise %27 büyümüşüz. 2013 den itibaren yabancı para tekrar kendi ülkesine dönmeye başlamış ve 2010-2019 yılında ne yazık ki hiç büyüyememişiz.

YILLARGSYH1993-2002YILLARGSYH2010-20132010-2019
(milyar usd)%%%
199318230,77%201074827,14%0,13%
19941312011730
19951722012877
19961852013951
19971912014934
19982712015855
19992482016861
20002652017851
20011972018789
20022382019749
(GSYH;Ülke sınırları içinde belli bir dönem içerisinde, o ülkenin ekonomik birimiya da yabancı ekonomik biriminde üretimi tamamlanmamış olan tüm mal ve hizmetlerin parasal karşılığı. GSMH = GSYİH + Yurt dışında bulunan vatandaşların gelirleri – Yurt içindeki yabancıların gelirleri)

Kişi Başına Düşen Milli Gelir. Yine aynı dönemleri dolar bazında Kişi başına düşen Milli Gelir olarak incelersek, karşımıza aşağıdaki tablo çıkıyor. İki krizde kişi başı gelirimiz %19 artıyor. Yabancı girişi var iken %18 artıyor ama 2019 u baz aldığımızda %14 gelirimiz düşüyor.

YILLARKBMG1993-2002YILLARKBMG2010-20132010-2019
(usd)%(usd)%%
1993300419,21%20101056018,18%-13,89%
19942184201111205
19952759201211588
19962928201312480
19973079201412112
19984442201511019
19994003201610883
20004229201710616
2001308420189693
2002358120199093

Peki İşsizlik sorununa çare bulabilmiş miyiz ?! Yine aynı dönemleri inceleyelim. Ne yazık ki burada güzel bir tablo yok. Bu kadar borçlanıyoruz ama istihdam yaratamıyoruz. İşsizlik rakamlarının iktidar tarafından oynanmış haliyle hemde. İş aramaktan bıktığı için vazgeçenler yok bu verilerde. İki kriz yaşadığımız 1993-2002 yılında ortalama işsizlik %7.8 iken Son 10 yıllık ortalama işsizlik %10.8 olmuş. Esnafın yazar kasa fırlattığı dönemde işsizlik %10.3 iken günümüzde %13.5 civarına demir atmış gözüküyor. Bu verilerin içinde pandeminin hayatı felç ettiği mart, nisan, mayıs 2020 verileri yok henüz.

YILLARİŞSİZLİKYILLARİŞSİZLİK
19938,9201011,9
19948,620119,8
19957,620129,2
19966,620139,7
19976,820149,9
19986,9201510,3
19997,7201610,9
20006,5201710,9
20018,4201812,3
200210,3201913,5
Ortalama7,8Ortalama10,8
2013 de yabancı para kesilmiş, işsizlik artmaya başlamış.

Birazda Tarım sektörüne bakalım.

Türkiye’de tarımın ülke ekonomisindeki yeri 2002 yıllarında %10.30 civarındaydı. Yani ülke olarak 100 birim kazanıyorsak bunun 10.5 birimi tarımdan sağlanıyordu. 2019 yılına gelindiğinde bu oran %5.5 seviyelerine düştü. Ülkede 100 birimlik üretimin 5.5 birimi tarımdan geliyor.

İthal tarım ürünlerinin 2013 yılına kadar yerli üretimden çok daha ucuza mal edilmesinden dolayı tarım ile uğraşan azaldı. 2002 de Türkiye’deki istihdamın %35 ini sağlayan tarım sektörü 2019 yılına geldiğimizde artık %17 civarını karşılamaya başladı. 18 yılda çiftçi sayısı %48 azaldı. Tarım sektöründe istihdam edilen işçi sayısı da % 44 azaldı. Tarım işçisi hızla inşaat işçisi oldu. Türkiye istihdamının neredeyse %65 ni inşaat sektörü barındırır hale geldi. O yüzden iktidar inşaat diyor başka bir şey demiyor. Yandaş müteahite kazandırmanın yanında istihdam gerçeği de var.

Tarım alanları %12 azaldı. Türkiye’de 4.1 milyon hektar tarım arazisi boş duruyor. 2002 yılında 24 milyon hektar tarım alanı işlenirken 2018 de 19 milyon hektara indi. 780 bin kilometrekarelik Türkiye 2017 yılında 6.9 milyar dolar sebze ve meyve ihracatı yaparken, 40 bin kilometrekarelik Hollanda 19.5 milyar dolarlık sebze, meyve ihracatı yapıyor. Bizim Konya’nın yüz ölçümü 38 bin kilometrekare. Hollanda kadar yani .2019 da Hollanda’nın tarım ürünleri ihracatı 100 milyar doların üstüne çıktı. Diyecekler ki sepet kadar Hollanda’yı doyurmak kolay ama, koca Türkiye’yi doyurmak kolay mı, nasıl ihracat yapalım !? Peki bakalım. Türkiye’de kilometrekareye 100 kişi düşerken Hollanda’da 395 kişi düşüyor. Adamlar bu sıkışıklıkta kendilerini doyurup bir de Avrupa’yı besliyorlar.

Düşük döviz kuru yüzünden tarım ürünlerini dışardan getirmek daha karlı olduğundan köylümüzün yerini tarım ithalatçısı aldı. Döviz fiyatları artınca da tüm dünyada gıda fiyatları sabit kalırken bizde arttı.

Bunu “Gıda Fiyatları Endeksi”nde çok net görebiliyoruz. 2012 yılında Dünya ve Türkiye’nin endeks puanları aşağı yukarı aynı 230 puan seviyesindeydi. Ocak 2020 ye geldiğimizde gerçek kabak gibi ortaya çıkıyor. Dünya 182 puana düşerken Türkiye 527 puana çıkıyor. Türkiye’de gıda dünya ortalamasının üç katı pahalanıyor.

Tarım ithalat ve ihracatı 2007 yılında 4.5 milyar usd olarak birbirine eşit iken. Özellikle 2016 dan sonra makas açılmış 9.5 milyar usd ithalat yaparken ihracatımız 5.5 milyar usd olmuş. Çünkü ekmeyi bırakıp ucuz diye dışarıdan ithal ettik. 2002 den 2013 kadar 11 yıl usd/try aynı fiyatta kalınca harikaydı. 2013 den itibaren dolar 1.80 den 6.00 lara gelince, şapka düştü kel görüldü. Son bir yılda ilaç ve gübreye %50 zam gelmiş.

İyi ama tarım bu kadar kötü iken neden tarımsal bölgelerden AKP ye ezici çoğunlukta oy çıkıyor !? İşte onu bilmiyorum. Sadece “bayrak,kuran” edebiyatı ile açıklanamaz bu durum. “Evde otur, çalışma, ben sana bakarım desteği” veriyor olabilirler mi. Böylece kendilerine muhtaç oy grupları yaratıyorlar mı!? Bilemiyorum. Bildiğim bu verilerle AKP nin kırsaldan oy alması bir mucize ama alıyorlar..

Yabancı portföy ile doğrudan yatırımcı neden çıktı ve geri gelmiyor ?!

Ne güzel el sikkesi ile düğün dernek eğleniyorduk.Yabancı da deli para kazanıyordu. Ne oldu birden Türkiye’den vazgeçip gelmez oldular. Bence temel birkaç nokta var.

1-)Bir kere 2002 – 2013 yılları arasında Türkiye’de yatırım yapmaktan inanılmaz büyük paralar kazandılar ve her akıllı yatırımcı gibi karlarını realize ettiler.

2-) Türkiye olarak aldığımız parayı o kadar hoyratça kullandık ki, bir daha verirlerse ödeyemeyeceğimizden korkuyorlar. Kendinizden düşünün . Birine faizle borç para veriyorsunuz. Adam piyasanın dört, beş katı size faiz veriyor ama borcu sürekli artıyor. Bu benim borcumu ödeyemez geri alayım demez misiniz.

3-) CDS puanlarına bakınca yabancı ürkmeye başladı. CDS ülkelerin kasko sigortası gibidir. Ülke ne kadar çok yol kazası yaparsa sigorta primi o kadar yükselir. 300 puanın üstündeki ülkelere riskli 600 puanın üstündekilere batık gözüyle bakılır. 2018 Başkanlık seçimine kadar 250 puan civarında dolaşan Türkiye CDS leri 2018 Eylül ayında 540 puanlara fırlıyordu. Batık ülkeler hariç halen en yüksek CDS puanına sahip dünyadaki beş, altı ülkeden biriyiz.

4-) 2013 Gezi olayları demokrasi sorunumuz olduğunu gösterdi. Yabancı yatırımcı yüksek gelir kadar demokrasi, adalet, liyakat bekliyor. Gezi olayları sonrası hergün biraz daha artan basın, muhalefet, sivil toplum kuruluşları üzerindeki antidemokratik tutum, yabancıları her geçen gün daha da Türkiye’den uzaklaştırdı.

5-) 15 Temmuz darbe girişimi ülkede iktidar zaafiyeti olarak yorumlandı. ilk fırsatta gidecek ve bir daha kolay geri gelmeyeceklerdi. Biz üç güne unuturuz ama onlar unutmaz. Unutmadılar.

6-)Ve bence yabancıyı Türkiye’den uzaklaştıran en büyük sebep başkanlık rejimine geçiş oldu. Yabancının alışık olduğu sistem değişiyordu. Değişiklik her yatırımcıyı korkutur. Onlarda korktular. İngiltere, Bretix kararı aldığında kimse Sterlinin aşırı değer kaybına uğrayacağını düşünmemişti. Bretix konuşulmaya başladığında Gbp/Usd 1.60 civarındaydı. Bretix kararı çıktıktan sonra Gbp/usd 1.20 seviyelerine düştü. Bretix i tahmin edemiyebilirdik ama Başkanlık rejimine geçersek yaşanacaklar çok belliydi. Haziran ayında 4.55 civarında olan usd/try üç ay içinde 6.55 civarına çıkacaktı.

Ve Günümüz ;

Türkiye, dünyanın en yüksek faizini veren 10 ülkeden biri. Batık Arjantin ve Venezuela hariç tabi. Dünyada faiz yok neredeyse; o yüzden Türkiye’de faizlerin % 8.25 olması bir mucize değil büyük bir başarsıklıktır. Türkiye’nin içinde olduğu bu ülkelerin faiz ortalaması % 8.10. Mısır %9.25, Pakistan, Uganda, Ukrayna %8.00, Zambia %9.25. Bangaladeş %5.

İkinci grupta 10 ülkeden oluşuyor. Hindistan, Meksika, Rusya, Sri Lanka, Namibya, Vietnam, Güney Afrika, Botsvana, Brezilya, Çin. Bu on ülkenin ortalaması % 4.41. Türkiye’nin yarısı kadar. Ya da bu ülkelerden Türkiye %100 daha fazla faiz veriyor.

Bir sonraki grubu 11 ülkeden oluşturdum. Bunların ortalaması %2.11. Bu ülkeler ; Kolombiya, Hırvatistan, Ürdün, Malezya, Mauritus, Fas, Filipinler, Katar, Romanya, Sırbistan, Tayvan. Biz bu ülkelerden % 400 fazla faiz veriyoruz.

Bir sonraki grubu ise zengin ülkeler oluşturuyor. Toplam kırk ülke var. Bu ülkelerin ortalaması % 0.11. Bu ülkelerden Danimarka’da faiz % – 0.60, Japonya’da % – 0.10, İsviçre’de % – 0.75, Avrupa Birliği Ülkelerde % 0 ve ABD’de % 0.25. Türkiye bu grup ortalamasının 50 katı fazla faiz veriyor. Faizin haram olduğu, faiz mücadelesinin anlatıla anlatıla bitirilemediği Türkiye elli kat fazla faiz veriyor. Ona rağmen ülkeye yabancı yatırımcı geliyor mu !? Hayır . Ülke ülke dolaşıp para yatırın diyoruz üstelik.

Ülkeye 11 yıl boyunca para yağarken; bunu betona, asfalta yatırmanın ekonomik yıkımını yaşıyoruz. Atalarımız ne demiş “çeşme akarken bakracını doldur.” Çeşmeden oluk oluk su akarken eşle dostla su savaşı oynayıp eğlenirsen, çeşmeden akan su kesildiğinde elinde tas kapı kapı su ararsın..

NOT ; Sn Mahfi Eğilmez hocanın yazısındaki grafiklerden alıntı yapılmıştır. Bir yazısında ismi kullanarak alabilirsiniz demişti. Teşekkür ederim.

Sosyal Medyada Paylaşın!
Murat KARTALKAYA

Murat KARTALKAYA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİLGİLENDİRME
(1) Bu sitedeki yazılar ve yazara ait yorumlar yazarın görüşlerini yansıtmakta, kişi ya da kurumların yatırım kararlarını etkilemeyi ya da yönlendirmeyi amaçlamamaktadır. Site, yatırım danışmanlığı niteliği ve amacı taşımamaktadır. Bu sitedeki yazı ve yorumları dikkate alarak yatırım kararı verenler tamamen kendi kararlarıyla risk almış sayılırlar.
BİLGİLENDİRME
(2) Bu sitedeki yazıların başlığının ve içeriğinin değiştirilerek yayınlanması halinde sorumluluk bunu yapanlara ait olacağı gibi aleyhlerine yasal yollara başvurulacaktır.
SOSYAL MEDYASosyal Medyada Beni Takip Edin!

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Her Hakkı Saklıdır. © Murat KARTALKAYA 2021
Web Tasarım: Krafthink

Sosyal Medyada Paylaşın!